
Doğal Afet Sigortalar Kurumu (DASK), deprem hasarlarına karşı konutları güvence altına alan zorunlu bir sistemdir. Elektrik, su ve tapu işlemlerinde kontrol edilse de eski abonelikler nedeniyle sigortalılık oranı istenen seviyede değildir. Primler bölge riskine ve yapı özelliklerine göre değişirken, DASK yalnızca inşa maliyetini karşılar. Kiracılar da poliçe yaptırıp bedeli kiradan düşebilir. Satış durumunda ise poliçe devredilmez, yeni malikin sigortayı yenilemesi gerekir.
Doğal Afet Sigortalar Kurumu (DASK), 1999 depreminin ardından 2000 yılında kurulan ve deprem sigortasını konutlar için zorunlu hale getiren bir sistemdir. Temel amacı, deprem kaynaklı hasarların tazmin edilmesini sağlamak ve toplumsal bir güvence oluşturmaktır. Ancak yapılan araştırmalar, zorunlu olmasına rağmen Türkiye’deki her iki konuttan birinin halen deprem sigortasına sahip olmadığını göstermektedir.
DASK, Afet Sigortaları Kanunu kapsamında düzenlenmektedir. Bir binanın ikamet amaçlı inşa edilmesi durumunda, o binadaki hem konutlar hem de bina içerisinde bulunan ticarethaneler DASK yaptırmak zorundadır. Ancak kapsam dışında kalan bazı yapılar da bulunmaktadır:
Özetle, kent sınırları içerisinde bulunan ve ikamet amacıyla inşa edilmiş tapulu konutların tamamı DASK kapsamına girmektedir.
Zorunlu Deprem Sigortası’nın takibi ve kontrolü için kanun kapsamında belirlenen üç ana nokta bulunmaktadır:
İlgili kurumlar, abonelik veya tapu devir işlemleri sırasında sistem üzerinden o konuta ait geçerli bir DASK poliçesi olup olmadığını sorgular. Eğer poliçe yoksa veya süresi dolmuşsa işlem gerçekleştirilmez. Örneğin, yeni bir elektrik aboneliği için başvurduğunuzda, kurum sizden poliçenizi talep eder veya sistemden kontrol ederek aboneliği onaylar.
Peki, bu kontrollere rağmen neden birçok konutun sigortası bulunmamaktadır? Bunun temel sebebi, 2000 yılından (ilgili kanundan) önce elektrik ve su aboneliği yaptıranların, yeni bir işlem yapmadıkları sürece sistemde sorgulanmamalarıdır. Bu kişiler zorunluluğu hissetmedikleri veya işlem yapma gereği duymadıkları için poliçelerini yenilememektedir.
Bir konutu kiraladığınızda elektrik veya su aboneliği için başvurduğunuzda, konutun DASK poliçesinin olmadığı ortaya çıkabilir. Ev sahibi konuyla ilgilenmezse, kiracı olarak DASK poliçesini kendiniz yaptırabilirsiniz.
Bu durumda poliçe üzerinde; “Sigorta Ettiren” olarak kiracının, “Malik” (hak sahibi) olarak ise ev sahibinin bilgileri yer alır. Kanun, kiracının ödediği bu sigorta primini ev sahibinden talep edebileceğini veya kira bedelinden düşebileceğini belirtmektedir.
Zorunlu Deprem Sigortası primleri sabit değildir; binanın bulunduğu bölgenin risk durumuna ve yapı özelliklerine göre değişiklik gösterir. Hesaplamada etkili olan faktörler şunlardır:
Türkiye’de bölgeler risk derecelerine göre 1’den 7’ye kadar kodlanmıştır. Risk arttıkça prim yükselir, risk azaldıkça prim düşer. Örneğin, İstanbul’un yüksek riskli bir ilçesindeki (Avcılar gibi) bir dairenin sigorta primi, daha düşük riskli bir ilçeye (Şişli gibi) veya deprem riski çok daha az olan bir şehre (Konya gibi) göre daha yüksek çıkacaktır. Aynı metrekareye ve yapı maliyetine sahip olsalar bile, bölgenin risk katsayısı ödenecek tutarı doğrudan etkiler.
DASK, binanızın yeniden inşa bedelini belirli bir limite kadar karşılar. Bu hesaplama, arsa payı hariç, sadece inşaat maliyeti üzerinden yapılır. Eğer lüks bir konutta oturuyorsanız ve dairenizin piyasa değeri DASK’ın belirlediği teminat limitinin üzerindeyse, aradaki farkı güvence altına almak için özel Konut Sigortası yaptırmanız gerekir. DASK temel bir güvence sağlarken, Konut Sigortası tamamlayıcı bir rol üstlenir.
Gayrimenkulünüzü sattığınızda, daha önce yaptırdığınız DASK poliçesinin kalan süresi için prim iadesi almanız mümkün değildir. Poliçe, tapu devri ile birlikte yeni sahibine devredilmez veya eski sahibine para iadesi yapılmaz. Yeni malik, kendi adına yeni bir poliçe düzenletmelidir.




