Gayrimenkul Okulu

Gayrimenkul Okulu

Yurtdışında Ticari Gayrimenkul Yatırımı Yapılır mı?

Gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olun!

İçeriği Paylaşın

Yurt Dışında Ticari Gayrimenkul Yatırımı: Fırsatlar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Son yıllarda Türkiye’deki ekonomik koşullar, kira artışlarına getirilen sınırlamalar ve paranın değer kaybı gibi faktörler, yatırımcıları yurt dışı gayrimenkul pazarlarına yöneltmektedir. Yatırımlarını çeşitlendirmek isteyen bireyler ve kurumlar için sınır ötesi ticari gayrimenkul yatırımları cazip bir alternatif olarak öne çıkıyor. Ancak, Türkiye ve gelişmiş Batı pazarları arasında yatırım kültürü, piyasa dinamikleri ve finansman olanakları açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Bu yazıda, yurt dışında ticari gayrimenkul yatırımı yapmayı düşünen profesyoneller için gelişmiş pazarların dinamiklerini ve Türkiye piyasası ile olan temel farklarını ele alacağız.

Türkiye ve Gelişmiş Piyasalar Arasındaki Temel Farklılıklar

Gayrimenkul yatırımları genellikle yerel dinamiklere bağlıdır. Yatırımcılar kendi şehirlerinde veya ülkelerinde, yerel para birimiyle borçlanarak yatırım yapmayı tercih ederler. Ancak küreselleşen dünyada sınır ötesi yatırımlar giderek yaygınlaşmaktadır. Türkiye’den yurt dışına yatırım yaparken karşılaşılan en temel farklar şunlardır:

  • Bilginin Şeffaflığı ve Güvenilirliği: Gelişmiş pazarlarda bilgiye erişim kolay ve güvenilirdir. Türkiye’de ise yüksek enflasyon ve verinin teyide muhtaç olması nedeniyle bugün konuşulan bir rakamın yarın geçerliliğini yitirmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
  • Fiyat İstikrarı: Türkiye’de gayrimenkul alım satım süreçlerinde %20-30’lara varan pazarlık payları görülebilirken, gelişmiş piyasalarda fiyatlar daha istikrarlıdır. Satışlar genellikle piyasaya çıkış fiyatının %5-%7’lik bir aralığı içinde gerçekleşir.
  • Sermayeye Erişim: Türkiye’de son yıllarda gayrimenkul yatırımları için kredi temin etmek zorlaşmıştır. Faiz oranları yüksek olsa dahi bankaların kredi verme iştahı düşüktür. Gelişmiş pazarlarda ise sermayeye ve finansmana erişim çok daha kolaydır.

Yatırım Kültürü: “Uçağa Binerken Türkiye’deki Şapkanızı Çıkarın”

Yurt dışındaki gelişmiş bir gayrimenkul pazarına yatırım yaparken en önemli kurallardan biri, Türkiye’deki yatırım alışkanlıklarını ve beklentilerini bir kenara bırakmaktır. İki pazarın dinamikleri, kuralları ve işleyişi birbirinden tamamen farklıdır. Oradaki piyasa koşullarına uygun bir zihniyetle hareket etmek, başarılı bir yatırım için kritik öneme sahiptir.

Yatırım Yapısı: Bireysel Sahiplik ve Kolektif Yatırımlar

Türkiye’de gayrimenkul yatırımı genellikle “tapu severlik” olarak tanımlanan bireysel mülkiyet odaklıdır. Yatırımcılar, mülkü bireysel olarak ve tapusuyla almayı tercih ederler.

Buna karşın gelişmiş Batı pazarlarında yatırımlar daha çok kolektif yapılar aracılığıyla gerçekleştirilir. Özel amaçlı şirketler (SPV), gayrimenkul yatırım fonları (GYF) gibi kurumsal çatılar altında yatırım yapmak oldukça yaygındır. Bu yöntemler, hem yönetim kolaylığı hem de vergisel avantajlar sunar.

Uyuşmazlıkların Çözümü

Türkiye’de mahkemeler, özellikle kira uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalarla doludur ve bir davanın sonuçlanması üç yılı veya daha uzun süreleri bulabilmektedir. Gelişmiş piyasalarda ise paranın istikrarlı, bilginin şeffaf olması sayesinde bu tür uyuşmazlıklar oldukça nadirdir. Hukuki süreçler daha hızlı ve öngörülebilirdir.

Türk Yatırımcılar İçin Yurt Dışında Kredi İmkanları

Yurt dışı yatırımlarında en çok merak edilen konulardan biri de kredi kullanımıdır. Bireysel yatırım yerine, vergisel avantajları nedeniyle şirket kurarak yatırım yapmak daha doğru bir yöntemdir. Yabancı bir ülkede kredi kullanmak istediğinizde, bankalar ve finans kurumları genellikle kurulan şirketin yöneticilerinin o ülkedeki ticari geçmişine bakar.

Bu nedenle, bir yatırımcı grubunun o ülkedeki ilk veya ikinci yatırımında standart mortgage kredisi alması zor olabilir. Ancak, ülkede kalıcı olduğunuzu ve ticari bir geçmiş oluşturduğunuzu gösterdikten sonra, özellikle üçüncü yatırımınızdan itibaren kredi bulmak kolaylaşır.

Gelişmiş pazarlardaki en büyük avantajlardan biri de faiz oranlarıdır. Örneğin, kira getirisinin (yield) %6,5-%7 seviyelerinde olduğu bir pazarda, mortgage faiz oranları %4 seviyelerinde olabilir. Bu durum, yatırımcının borçlanarak sermaye verimliliğini artırmasına, yani kaldıraç kullanmasına olanak tanır.

Sonuç olarak, yurt dışında ticari gayrimenkul yatırımı yapmak, portföyünü çeşitlendirmek isteyenler için önemli fırsatlar sunmaktadır. Ancak başarılı bir yatırım için yerel pazar dinamiklerini iyi anlamak, Türkiye’deki alışkanlıklardan vazgeçmek ve bu süreçte bilen bir uzmanın rehberliğinden faydalanmak büyük önem taşır.

İçeriği Paylaşın
Piyasa Raporları

Yurt dışındaki gelişmiş gayrimenkul pazarları ile Türkiye arasında üç temel fark öne çıkar. Birincisi, bilginin şeffaflığıdır; gelişmiş pazarlarda veriye erişim kolay ve güvenilirdir, Türkiye'de ise yüksek enflasyon nedeniyle veriler hızla geçerliliğini yitirebilir. İkincisi, fiyat istikrarıdır; Batı'da pazarlık payı %5-7 aralığındayken, Türkiye'de bu oran %20-30'ları bulabilir, bu da piyasa fiyatlarının daha net olduğunu gösterir. Üçüncüsü ise sermayeye erişimdir. Gelişmiş ülkelerde yatırım için finansman bulmak daha kolayken, Türkiye'de bankaların kredi verme iştahı düşük ve faiz oranları yüksektir. Bu dinamikler, yatırım stratejisini doğrudan etkiler. Bu nedenle yurt dışına yönelen yatırımcıların bu temel farkları bilerek hareket etmesi kritik önem taşır.

Yurt dışında ticari gayrimenkul yatırımı yaparken, Türkiye'deki yatırım alışkanlıklarını ve beklentilerini bir kenara bırakmak esastır. Türkiye'de yaygın olan "tapu severlik," yani mülkün bireysel olarak sahiplenilmesi anlayışı, gelişmiş pazarlarda yerini kolektif yatırım yapılarına bırakır. Batı'da yatırımlar genellikle vergisel avantajlar ve yönetim kolaylığı sağlayan özel amaçlı şirketler (SPV) veya gayrimenkul yatırım fonları (GYF) gibi kurumsal çatılar altında yapılır. Bu yöntemler, riski dağıtma ve profesyonel yönetimden faydalanma imkanı sunar. Bu nedenle, yatırımcıların yerel pazarın kurallarına ve işleyişine uygun bir zihniyetle hareket ederek, bireysel mülkiyet ısrarından vazgeçmesi başarı şansını artıracaktır.

Evet, ancak süreç Türkiye'den farklı işler. Yurt dışında kredi kullanmak için genellikle bireysel başvuru yerine, o ülkede kurulan bir şirket üzerinden ilerlenir. Bankalar ve finans kurumları, kredi kararı verirken yatırımcının Türkiye'deki değil, şirketin o ülkedeki ticari geçmişini ve kredibilitesini dikkate alır. Bu nedenle, ilk birkaç yatırımda standart mortgage kredisi almak zor olabilir. Genellikle üçüncü yatırımdan sonra, ülkede kalıcı bir ticari varlık oluşturduğunuz kanıtlandığında kredi olanakları kolaylaşır. Gelişmiş pazarlarda kira getirisinin, kredi faiz oranlarından daha yüksek olması, yatırımcılara borçlanarak sermaye verimliliğini artırma (kaldıraç kullanma) ve kârlılıklarını yükseltme fırsatı sunar.

Gelişmiş piyasalarda hukuki süreçler, Türkiye'ye kıyasla daha hızlı ve öngörülebilirdir. Türkiye’de özellikle kira uyuşmazlıkları nedeniyle mahkemelerin iş yükü çok ağırdır ve davaların sonuçlanması yıllar sürebilir. Batı ülkelerinde ise paranın değerinin istikrarlı olması, bilginin şeffaflığı ve sözleşmelerin netliği sayesinde bu tür anlaşmazlıklar oldukça nadir yaşanır. Bir uyuşmazlık ortaya çıktığında ise yasal altyapı sağlam olduğu için çözüm süreçleri çok daha verimli ve hızlı işler. Bu durum, yatırımcılar için mülk yönetimi ve nakit akışı konularında önemli bir güvence sağlar, yatırımın riskini azaltarak daha öngörülebilir bir getiri ortamı yaratır.

İlgili Videolar