
Ticari gayrimenkul yatırımları, hem şirketler hem de bireyler için önemli vergi avantajları sunar. Şirketler için mülkün kullanım amacı (yatırım, al-sat, kullanım) vergisel sonuçları belirlerken, amortisman ve KDV indirimi gibi imkanlar bulunur. Bireysel yatırımcılar için ise ticari mülk kiralamak, stopaj ve daha yüksek beyan sınırı sayesinde konut kiralamaktan daha avantajlı olabilir. Ayrıca, bireylerin 5 yıl elde tuttukları gayrimenkulü satmaları durumunda değer artış kazancı vergisinden muaf olmaları önemli bir fırsattır. Alternatif olarak GYF’ler ise likidite ve vergi kolaylığı sağlar.
Ticari gayrimenkul yatırımları, hem tüzel kişiler hem de bireysel yatırımcılar için önemli vergisel avantajlar sunar. Bu avantajları doğru anlamak, yatırım kararlarını optimize etmek için kritik bir rol oynar. Bu yazıda, vergi danışmanı Ersun Bayraktaroğlu’nun analizleriyle ticari gayrimenkul alımının vergisel boyutlarını, şirketlerin ve bireylerin karşılaşacağı durumları detaylı bir şekilde ele alacağız.
Bir şirketin ofis veya dükkan gibi bir ticari mülk satın alması, farklı amaçlara hizmet edebilir ve her amacın vergisel sonucu farklıdır.
Şirket sahiplerinin sıkça karşılaştığı bir ikilem, sermayeyi şirkette tutup gayrimenkulü şirket adına mı almalı, yoksa kar payı olarak çekip şahsi olarak mı yatırım yapmalı sorusudur.
Gayrimenkul şirket aktifindeyken, amortisman ve faiz gibi giderler vergi matrahından düşülebilir. Ancak, 15 Temmuz 2024 sonrası edinilen gayrimenkuller için satış kazancı istisnaları büyük ölçüde kaldırılmıştır. Bu nedenle, mülk satıldığında oluşan karın tamamı kurumlar vergisine tabi olur.
Şirketten kar payı dağıtımı yoluyla alınan parayla bireysel olarak gayrimenkul alınması, uzun vadede daha avantajlı olabilir. Çünkü mevcut yasalara göre, gerçek kişiler satın aldıkları gayrimenkulü 5 yıl ellerinde tuttuktan sonra satarlarsa, elde ettikleri değer artış kazancı gelir vergisinden muaftır. Bu durum, sürekli gayrimenkul ticareti yapmayan bireyler için geçerlidir. Başlangıçta kar payı dağıtımından kaynaklanan bir stopaj vergisi olsa da, satış anındaki vergi muafiyeti önemli bir avantaj sağlar.
Bireysel yatırımcılar için konut ve ofis/dükkan gibi ticari mülkler arasında vergisel açıdan önemli farklar bulunur.
Gerçek kişilerin gayrimenkul satışından elde ettiği kazancın vergilendirilmesi, “değer artış kazancı”” olarak adlandırılır. Bu verginin doğması için mülkün karşılığında bir bedel (İvaz) ödenerek alınmış olması ve 5 yıl dolmadan satılması gerekir. Miras veya bağış yoluyla edinilen mülklerin satışında bu vergi uygulanmaz. Kazanç hesaplanırken



