
TOKİ taksitlerinin memur maaş artışlarına endeksli olarak artması, farklı gelir gruplarını değişik şekillerde etkilemektedir. Özel sektör çalışanları maaş ve taksit artışları arasındaki zamanlama farkı nedeniyle en çok zorlanabilecek grupken, memurlar için durum daha dengelidir. Gelirlerini enflasyona göre daha hızlı ayarlayabilen serbest meslek sahipleri ise en avantajlı konumdadır. TOKİ, başlangıçta düşük taksit sunarken, ödeme yükünün bütçedeki ağırlığını zamanla koruyan bir finansman modeli olarak öne çıkmaktadır.
TOKİ projelerinden konut sahibi olmayı düşünenlerin aklındaki en önemli sorulardan biri, taksit ödemelerinin zamanla bütçelerini nasıl etkileyeceğidir. Bu yazıda, memur maaş artışları ve TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) verilerini karşılaştırarak TOKİ taksitlerinin farklı gelir grupları üzerindeki potansiyel etkilerini inceliyoruz.
Memur maaş artışları ile TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon oranları arasındaki ilişkiyi incelediğimizde, özellikle son yıllarda dikkat çekici bir değişim gözlemlenmektedir. Düşük enflasyon dönemlerinde memur maaşları ve enflasyon oranları birbirine paralel bir seyir izlerken, 2020 yılının başından itibaren bu iki veri arasındaki farkın açılmaya başladığı görülmektedir.
Maaş zamlarının yapıldığı dönemlerde gelirler enflasyonu yakalasa da, enflasyonun artmaya devam etmesiyle birlikte alım gücü yeniden gerilemeye başlamaktadır. Bu durum, sabit taksitli olmayan TOKİ ödemelerinin hane bütçesi üzerindeki etkisini anlamak için önemli bir temel oluşturmaktadır.
TOKİ taksitleri, altı ayda bir memur maaş artış oranına göre güncellenmektedir. Bu durumun, farklı gelir modellerine sahip olan aileler için farklı sonuçlar doğurması beklenir. Temel sorun, taksitleriniz altı ayda bir artarken; mutfak, ulaşım, fatura gibi temel giderlerinizin enflasyona bağlı olarak her ay artmaya devam etmesidir.
Özel sektörde çalışan ve genellikle yılda bir veya iki kez maaş zammı alan bireyler için durum daha zorlayıcı olabilir. Yıl başında aldıkları zam ile hem kendi gelirleri hem de TOKİ taksitleri aynı anda artar ve bir denge noktasından başlar. Ancak sonraki aylarda gelirleri sabit kalırken genel giderleri sürekli artar. Bu durum, bütçeyi giderek daha fazla zorlar.
Altıncı ayın sonunda TOKİ taksitine ikinci bir artış geldiğinde, eğer ücretli çalışan henüz kendi maaş zammını almamışsa, ödeme yükü daha da ağırlaşacaktır. Bu nedenle, özellikle yılda tek zam alan ücretli çalışanlar, bu modelde en çok zorlanabilecek gruptur.
Memurlar için durum biraz daha farklıdır. TOKİ taksitlerindeki artış doğrudan memur maaş zammı oranına endeksli olduğu için, taksit zammı ile maaş zammı aynı döneme denk gelir. Bu durum, ödeme dengesi açısından bir avantaj sağlar. Ancak memurlar da genel enflasyonist ortamdan etkilenir. Taksitler maaş artışına paralel artsa da, diğer tüm harcamaların sürekli artması, onların da alım gücünü ve bütçesini etkileyecektir.
Gelirleri piyasa koşullarına daha hızlı uyum sağlayabilen serbest meslek sahipleri, danışmanlar veya esnaflar bu sistemde en avantajlı grup olarak öne çıkmaktadır. Gelirleri daha esnek olduğu için, artan enflasyon ve maliyetleri kendi hizmet veya ürün fiyatlarına daha hızlı yansıtabilirler. Taksit artışının yapıldığı ilk ay bir zorluk yaşasalar da, takip eden dönemlerde gelirlerini piyasa şartlarına göre ayarlayarak ödeme dengesini daha kolay koruyabilirler.
TOKİ ile konut alımını değerlendirirken, aslında temel olarak üç farklı senaryo ile karşı karşıyasınız:
Sonuç olarak, TOKİ modeli, başlangıçta düşük taksitler sunarak konut sahibi olmayı kolaylaştıran, ancak ödeme yükünün zamanla bütçenizdeki ağırlığını koruyacak şekilde tasarlanmış bir finansman yöntemidir. Bu sistemi tercih etmeden önce kendi gelir modelinizi ve gelecekteki ekonomik koşulları dikkatlice değerlendirmeniz önemlidir.



