Gayrimenkul Okulu

Gayrimenkul Okulu

Tapu Masrafı Yakında Artıyor

Gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olun!

İçeriği Paylaşın

“`html

Tapu İşlemlerinde Zorunlu Ekspertiz Dönemi: Maliyetler Ne Olacak?

Son günlerde sosyal medyada ve kamuoyunda sıkça gündeme gelen “tapu işlemlerinde zorunlu ekspertiz” konusu, gayrimenkul alıcı ve satıcıları için önemli soruları beraberinde getiriyor. Bu uygulamanın hayata geçip geçmeyeceği, ne zamandır konuşulduğu ve en önemlisi, olası maliyetlerinin ne olacağı merak ediliyor.

Bu tartışmalar, özellikle Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda yer alan bir madde ile yeniden alevlendi. Programda, gayrimenkullerin vergilendirilmesinde esas alınan alım satım değerinin belirlenmesi ve beyanına ilişkin yeni bir sistemin devreye sokulacağı belirtiliyor. Amaç, vergide adaleti pekiştirmek ve vergileme sistemini daha etkin hale getirmek.

Mevcut Sistemdeki Sorun Nedir?

Gayrimenkul alım satım işlemlerindeki temel sorun, satış bedelinin tapuda gerçek değerinden daha düşük gösterilmesidir. Bu durum, devletin iki önemli kalemde vergi kaybı yaşamasına neden olmaktadır:

  1. Tapu Harcı: Alım satım işlemi sırasında, beyan edilen değer üzerinden alınan harçtır. Değer düşük gösterildiğinde, devletin harç geliri de azalmaktadır.
  2. Değer Artış Kazancı Vergisi: Gerçek kişilerin bir gayrimenkulü satın aldıktan sonraki 5 yıl içinde satmaları durumunda, alış ve satış fiyatı arasındaki farktan doğan kazanç üzerinden ödedikleri vergidir. Düşük beyan, bu verginin de eksik ödenmesine yol açar.

Verilere göre, 1 milyon TL’ye satılan bir gayrimenkulün tapuda ortalama 400.000 TL olarak gösterildiği görülmektedir. Bu durumda, alıcı ve satıcı toplamda %4 tapu harcını 400.000 TL üzerinden ödeyerek 16.000 TL‘lik bir maliyetle karşılaşmaktadır.

Zorunlu Ekspertiz Uygulaması Hayatımıza Ne Getirecek?

Yeni düzenleme ile gayrimenkulün gerçek değeri, lisanslı değerleme uzmanları tarafından hazırlanacak bir ekspertiz raporu ile belirlenecek. Tapu işlemleri de bu raporla tespit edilen değer üzerinden yapılacak. Bu durum, alıcı ve satıcılar için ek maliyetler anlamına gelecektir. Bu maliyetleri sıfır ve ikinci el konutlar için ayrı ayrı inceleyelim.

Sıfır Konut Alımında Potansiyel Maliyet Artışı

Sıfır bir konut satın alırken, beyan edilen değerin gerçek satış değerine yükselmesiyle birlikte maliyetler önemli ölçüde artabilir. 1 milyon TL’lik bir konut örneği üzerinden gidelim:

  • Tapu Harcı: Gerçek değer olan 1.000.000 TL üzerinden %4 oranında hesaplandığında 40.000 TL olacaktır.
  • Ek Vergi Maliyeti: Müteahhit firma, beyan etmediği 600.000 TL’lik fark için doğacak kurumlar vergisi veya gelir vergisi maliyetini (yaklaşık 150.000 TL) genellikle konutun satış fiyatına ekleyecektir.
  • Ekspertiz Ücreti: SPK tarafından belirlenen tarifelere göre lisanslı bir değerleme raporunun maliyeti yaklaşık KDV dahil 4.000 TL civarındadır.

Bu durumda, mevcut sistemde 16.000 TL olan işlem maliyeti, yeni düzenleme ile konut fiyatına ek olarak toplamda yaklaşık 194.000 TL‘ye (40.000 + 150.000 + 4.000) yükselebilir. Bu, konutun satış fiyatı hariç ek maliyetlerin 12 katına çıkması anlamına gelmektedir.

İkinci El Konut Alımında Potansiyel Maliyet Artışı

İkinci el konut satışlarında durum, satıcının gayrimenkulü ne zaman aldığı, hangi bedelle beyan ettiği gibi faktörlere bağlı olarak değişse de genel bir varsayımla maliyetleri hesaplayabiliriz:

  • Tapu Harcı: Yine gerçek değer olan 1.000.000 TL üzerinden 40.000 TL olacaktır.
  • Değer Artış Kazancı Vergisi: Satıcının ödemesi gereken ve beyan edilmeyen kazanç üzerinden doğacak vergi yükü (varsayımsal olarak 60.000 TL) alıcı ve satıcı arasında bir pazarlık unsuru olabilir veya fiyata yansıtılabilir.
  • Ekspertiz Ücreti: Yaklaşık 4.000 TL‘dir.

Bu senaryoda ise toplam ek maliyet yaklaşık 104.000 TL‘ye (40.000 + 60.000 + 4.000) ulaşmaktadır. Bu da mevcut duruma göre ek maliyetlerin yaklaşık 6,5 kat artması demektir.

Değerleme Süreci ve Yanlış Bilinenler

Bu düzenlemeyle ilgili kamuoyunda, “eksperle anlaşılarak düşük rapor düzenletilebileceği” gibi bazı yanlış kanılar bulunmaktadır. Ancak gayrimenkul değerleme sektörü, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) gibi kurumlar tarafından denetlenen, regüle bir alandır.

Değerleme süreci şu şekilde işler: İşlem, bir değerleme şirketine gelir. Şirket, sahada inceleme yapması için lisanslı bir değerleme uzmanı görevlendirir. Uzmanın hazırladığı rapor, şirketin kendi iç denetçileri (kontrolörler) tarafından tekrar incelenir ve onaylandıktan sonra resmiyet kazanır. Bu çok katmanlı yapı, bireysel müdahaleleri ve usulsüzlükleri büyük ölçüde engellemektedir. Ayrıca, gayrimenkul danışmanları ile lisanslı değerleme uzmanlarının farklı meslek grupları olduğu ve yetki alanlarının ayrı olduğu unutulmamalıdır.

“`

İçeriği Paylaşın
Piyasa Raporları

Mevcut sistemde, gayrimenkul alım satımlarında satış bedeli tapuda genellikle gerçek değerinin altında beyan edilmektedir. Bu durum, devletin iki önemli vergi kaleminde kayıp yaşamasına neden olur: tapu harcı ve değer artış kazancı vergisi. Düşük beyan, hem alıcı hem de satıcının ödediği %4'lük tapu harcının azalmasına, hem de satıcının 5 yıl içinde satış yapması durumunda ödemesi gereken değer artış kazancı vergisinin eksik hesaplanmasına yol açar. Zorunlu ekspertiz düzenlemesi, gayrimenkulün gerçek değerini SPK lisanslı uzmanlar aracılığıyla belirleyerek bu vergi kaybını önlemeyi ve vergilendirmede adaleti sağlamayı amaçlamaktadır. Böylece, alım satım işlemleri gerçek piyasa değeri üzerinden yapılarak devletin vergi gelirleri güvence altına alınacaktır.

Zorunlu ekspertiz uygulamasıyla, bir gayrimenkulün alım satım işlemi öncesinde SPK lisanslı bir değerleme uzmanı tarafından ekspertiz raporu hazırlanması gerekecektir. Bu rapor, mülkün piyasa değerini bilimsel yöntemlerle ve yasal düzenlemelere uygun olarak belirleyecektir. Tapu devir işlemleri, alıcı ve satıcının beyan ettiği rakam üzerinden değil, bu raporda belirtilen gerçek değer üzerinden gerçekleştirilecektir. Bu süreç, SPK ve BDDK gibi kurumlar tarafından denetlenen değerleme şirketleri aracılığıyla yürütülür. Hazırlanan raporlar, şirket içi kontrolörler tarafından tekrar denetlenir, bu da sürecin şeffaf, güvenilir ve kişisel müdahalelere kapalı olmasını sağlar. Amaç, işlemlerin gerçek değer üzerinden yapılmasını garanti altına almaktır.

Sıfır konut alımında zorunlu ekspertiz, maliyetleri önemli ölçüde artırabilir. Örneğin, 1 milyon TL'lik bir konut için tapu harcı, gerçek değer üzerinden hesaplanarak 40.000 TL'ye yükselecektir. Mevcut sistemde müteahhit firmanın beyan etmediği gelir için ödemediği kurumlar veya gelir vergisi (örnekte yaklaşık 150.000 TL), yeni düzenlemeyle birlikte büyük olasılıkla konutun satış fiyatına eklenecektir. Buna ek olarak, alıcı veya satıcının karşılaması gereken yaklaşık 4.000 TL'lik bir ekspertiz raporu ücreti de olacaktır. Sonuç olarak, konutun satış fiyatına ek olarak ortaya çıkan toplam maliyet, mevcut duruma kıyasla 10 kattan fazla artarak alıcı için ciddi bir ek finansal yük getirebilir.

İkinci el konut satışlarında, zorunlu ekspertiz uygulaması ek maliyetler doğuracaktır. 1 milyon TL değerindeki bir konut için alıcı ve satıcının ödeyeceği tapu harcı, gerçek değer üzerinden 40.000 TL olacaktır. En önemli değişiklik ise satıcı için ortaya çıkacak değer artış kazancı vergisidir. Mülkü son 5 yıl içinde alıp satan bir kişi, daha önce düşük beyanla kaçındığı vergi yüküyle yüzleşecektir. Bu vergi tutarı (örneğin 60.000 TL), satıcı tarafından karşılanabilir veya satış fiyatına yansıtılarak alıcıyla pazarlık konusu haline gelebilir. Yaklaşık 4.000 TL'lik ekspertiz ücreti de eklendiğinde, toplam ek işlem maliyeti mevcut duruma göre 6-7 kat artarak hem alıcı hem de satıcı için önemli bir maliyet artışı anlamına gelecektir.

İlgili Videolar