
Türkiye’de tapu harçlarına zam geldiği yönündeki söylentilerin aksine, %4’lük oransal harçta bir değişiklik olmamıştır; artış yalnızca maktu döner sermaye ücretini etkilemiştir. Mevcut %4’lük oran, dünya ülkeleriyle kıyaslandığında ortalama bir seviyede yer almaktadır. Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde daha yüksek oranlar görülürken, Polonya ve Hollanda gibi ülkelerde benzer veya daha düşük oranlar mevcuttur. Bu vergi, bir gelir kalemi olmasının yanı sıra gayrimenkul piyasasını düzenleyici bir araç olarak da önemlidir.
Son dönemde, 6 Temmuz 2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı sonrası tapu harçlarına zam gelip gelmediği konusu sıkça gündeme gelmektedir. Özellikle tapu işlemleri öncesinde ekspertiz zorunluluğunun konuşulmasıyla birlikte bu soru daha da önem kazanmıştır. Peki, tapu harçlarında son durum nedir?
Kamuoyunda yayılan genel kanının aksine, yüzde üzerinden alınan tapu harçlarında bir artış yaşanmamıştır. Yapılan düzenleme, tapu masrafları içinde yer alan döner sermaye harcı gibi maktu (sabit) oranlar için geçerlidir. Dolayısıyla, gayrimenkulün değeri üzerinden alınan oransal tapu harcında bir değişiklik olmamıştır.
Bugün bir gayrimenkul alım satımı yaptığınızda, tapu harcı satıcı ve alıcı tarafından beyan edilen satış bedeli üzerinden hesaplanır. Bu bedelin, ilgili mülkün emlak vergisi değerinden düşük olamayacağını unutmamak gerekir. Mevcut uygulamada, beyan edilen değer üzerinden %2 alıcı ve %2 satıcı olmak üzere, toplamda %4 oranında tapu harcı ödenmektedir.
Her işlemden önce ekspertiz yapılması zorunluluğu ise henüz yalnızca bir fikir aşamasındadır ve uygulamaya geçmemiştir.
Türkiye’deki tapu harcı oranlarının yüksek olup olmadığını anlamak için diğer ülkelerdeki uygulamalara bakmak faydalı olacaktır. Bazı ülkelerde uygulanan oranlar şu şekildedir:
Dünya örnekleri incelendiğinde, tapu harcı uygulamalarında iki temel yaklaşım olduğu görülmektedir. Birincisi, Türkiye’de olduğu gibi tek bir oran üzerinden ilerleyen sistemdir. İkincisi ise daha karmaşık ancak mülkün değerine, bulunduğu eyalete veya alıcının durumuna (örneğin ilk evini alması gibi) göre farklılaşan oranların uygulandığı sistemdir.
Türkiye’de alıcı ve satıcıdan alınan toplam %4’lük oran, uluslararası karşılaştırma yapıldığında ortalama bir seviyede yer almaktadır. Bazı Avrupa ülkelerinden daha düşük, bazılarından ise biraz daha yüksek bir orana sahiptir. Bu tür vergiler, bir gelir kalemi olmasının yanı sıra gayrimenkul piyasası üzerinde düzenleyici bir etkiye de sahip olabilir. Bu aracın doğru kullanılması, piyasa dinamiklerinin sağlıklı bir şekilde işlemesine katkı sağlayabilir.



