
Gayrimenkul Okulu’nun piyasa değerlendirmesinde; 2025 performansı ve 2026 beklentileri, BDDK kredi kısıtlamaları ve faiz oranları detaylıca ele alınıyor. Yazıda, kredi limitlerine takılanlar için tasarruf finansman modellerinin önemi vurgulanırken, reel fiyatların toparlanmasıyla alım fırsatlarının doğduğu belirtiliyor. Ayrıca ekspertiz süreçleri, iskan durumu gibi teknik detayların yanı sıra; 1+1 daire tercihleri, bölge analizi ve yurt dışı gayrimenkul fırsatlarını kapsayan stratejik yatırım tavsiyeleri sunularak yatırımcılara yol haritası çiziliyor.
Gayrimenkul Okulu olarak gerçekleştirdiğimiz soru-cevap yayınında, 2025 yılının piyasa performansı, 2026 yılına dair öngörüler, kredi faiz oranları ve yatırım stratejileri üzerine detaylı değerlendirmelerde bulunduk. İzleyicilerimizden gelen sorular ışığında, gayrimenkul sektöründeki güncel durumu ve teknik detayları aşağıda derledik.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından özellikle birden fazla konutu olan yatırımcılara yönelik getirilen kredi kısıtlamalarında yakın vadede bir esneme beklenmemektedir. Piyasadaki fiyat istikrarını sağlamak ve konut sahipliği oranını dengelemek amacıyla yapılan bu düzenlemeler, ikinci evini alacak kişiler için kredi kullanımını oldukça zorlaştırmıştır. Mevcut durumda, ikinci konut için kredi kullanım oranları evin değerinin %22,5 seviyelerine kadar gerilemiş durumdadır.
Bu noktada banka kredilerine alternatif olarak Tasarruf Finansman Şirketleri (Evim Sistemleri) ön plana çıkmaktadır. Toplam ipotekli satışlar içerisinde %25 civarında bir paya ulaşan bu sistemler, BDDK denetiminde olmaları ve faizsiz finansman modelleri sunmaları nedeniyle, kredi limitlerine takılan yatırımcılar için bir çözüm yolu oluşturmaktadır.
2025 yılı, konut satış adetleri bakımından son 13 yılın en iyi performanslarından birini sergilemiştir. Özellikle yılın son çeyreğinde, 2026 yılında yapılması planlanan alımların öne çekildiği ve tapu harcı artışlarından etkilenmemek adına işlemlerin hızlandırıldığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle 2026 yılının ilk aylarında (Ocak-Şubat) piyasada bir durgunluk yaşanması muhtemeldir.
Faiz oranları ile ilgili beklentiler ise şu şekildedir:
Gayrimenkul piyasasında “reel fiyatlar” (enflasyondan arındırılmış değerler) toparlanma eğilimine girmiştir. Fiyatların reel bazda eksi bölgeden artıya geçmeye başladığı bu dönemler, alım yapmak isteyenler için bir fırsat penceresi olarak değerlendirilebilir.
Satış yapmayı planlayan mülk sahipleri için ise acele edilmemesi tavsiye edilmektedir. Piyasaların genellikle Mayıs ayından sonra hareketlendiği ve reel fiyat artışlarının belirginleşmesiyle birlikte yaz aylarında satış yapmanın daha karlı olabileceği öngörülmektedir.
Gayrimenkul alımlarında karşılaşılan teknik terimler ve süreçler hakkında bilinmesi gerekenler şunlardır:
Yatırımcı profiline göre konut tercihleri ve stratejiler değişkenlik göstermektedir:
1+1 mi, 3+1 mi?
Demografik değişimler, küçülen hane halkı sayısı ve artan boşanma oranları gibi faktörler göz önüne alındığında, yatırım ve kiralanabilirlik açısından 1+1 daireler, büyük dairelere kıyasla daha likit ve tercih edilebilir bir yatırım aracı haline gelmektedir.
Gelişmiş Bölge mi, Gelişmekte Olan Bölge mi?
Eğer amaç düzenli ve yüksek kira geliri elde etmekse, şehir merkezleri ve gelişmiş bölgeler tercih edilmelidir. Ancak amaç sermaye kazancı (değer artışı) ise, şehrin çeperlerinde yer alan, gelişime açık bölgelerdeki gayrimenkuller, kira getirisi düşük olsa da prim yapma potansiyeli açısından daha avantajlı olabilir.
Yurt Dışı Yatırımı
Yurt dışından gayrimenkul almak, varlık sepetini çeşitlendirmek (döviz bazlı getiri sağlamak) adına mantıklı bir stratejidir. Ancak Türkiye’deki tek bir varlığı satıp yurt dışına çıkmak yerine, toplam varlıkların bir kısmını yurt dışında değerlendirmek daha sağlıklı bir finansal yaklaşım olacaktır.
Gayrimenkul piyasasına dair hesaplama araçlarına, güncel verilere ve detaylı içeriklere gayrimenkulokulu.org adresinden ulaşabilirsiniz.



