Gayrimenkul Okulu

Gayrimenkul Okulu

Soru-Cevap | Ocak 2026

Gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olun!

İçeriği Paylaşın

Gayrimenkul Piyasası Değerlendirmesi: 2025 Performansı ve 2026 Beklentileri

Gayrimenkul Okulu olarak gerçekleştirdiğimiz soru-cevap yayınında, 2025 yılının piyasa performansı, 2026 yılına dair öngörüler, kredi faiz oranları ve yatırım stratejileri üzerine detaylı değerlendirmelerde bulunduk. İzleyicilerimizden gelen sorular ışığında, gayrimenkul sektöründeki güncel durumu ve teknik detayları aşağıda derledik.

BDDK Düzenlemeleri ve Kredi Kısıtlamaları

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından özellikle birden fazla konutu olan yatırımcılara yönelik getirilen kredi kısıtlamalarında yakın vadede bir esneme beklenmemektedir. Piyasadaki fiyat istikrarını sağlamak ve konut sahipliği oranını dengelemek amacıyla yapılan bu düzenlemeler, ikinci evini alacak kişiler için kredi kullanımını oldukça zorlaştırmıştır. Mevcut durumda, ikinci konut için kredi kullanım oranları evin değerinin %22,5 seviyelerine kadar gerilemiş durumdadır.

Bu noktada banka kredilerine alternatif olarak Tasarruf Finansman Şirketleri (Evim Sistemleri) ön plana çıkmaktadır. Toplam ipotekli satışlar içerisinde %25 civarında bir paya ulaşan bu sistemler, BDDK denetiminde olmaları ve faizsiz finansman modelleri sunmaları nedeniyle, kredi limitlerine takılan yatırımcılar için bir çözüm yolu oluşturmaktadır.

2026 Yılı Piyasa Öngörüleri ve Faiz Oranları

2025 yılı, konut satış adetleri bakımından son 13 yılın en iyi performanslarından birini sergilemiştir. Özellikle yılın son çeyreğinde, 2026 yılında yapılması planlanan alımların öne çekildiği ve tapu harcı artışlarından etkilenmemek adına işlemlerin hızlandırıldığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle 2026 yılının ilk aylarında (Ocak-Şubat) piyasada bir durgunluk yaşanması muhtemeldir.

Faiz oranları ile ilgili beklentiler ise şu şekildedir:

  • Enflasyonun gerilemesine paralel olarak konut kredisi faiz oranlarında sınırlı bir düşüş beklenebilir.
  • Mevcut faiz oranları %2,74 – %3,00 bandında seyretmektedir. Oranların %2’nin altına inmesi, enflasyon hedeflerinin tutturulmasına bağlı olarak zaman alacaktır.
  • Kredi yapılandırması (refinansman) düşünenler için mevcut oran ile yeni oran arasındaki farkın, ödenen cezaya ve maliyetlere değmesi gerekmektedir. Genellikle %1,80 seviyelerine inilmediği sürece yapılandırma avantajlı olmayabilir.

Konut Alım ve Satımı İçin Doğru Zamanlama

Gayrimenkul piyasasında “reel fiyatlar” (enflasyondan arındırılmış değerler) toparlanma eğilimine girmiştir. Fiyatların reel bazda eksi bölgeden artıya geçmeye başladığı bu dönemler, alım yapmak isteyenler için bir fırsat penceresi olarak değerlendirilebilir.

Satış yapmayı planlayan mülk sahipleri için ise acele edilmemesi tavsiye edilmektedir. Piyasaların genellikle Mayıs ayından sonra hareketlendiği ve reel fiyat artışlarının belirginleşmesiyle birlikte yaz aylarında satış yapmanın daha karlı olabileceği öngörülmektedir.

Teknik Konular: Ekspertiz, İskan ve Tapu İşlemleri

Gayrimenkul alımlarında karşılaşılan teknik terimler ve süreçler hakkında bilinmesi gerekenler şunlardır:

  • Yasal Durum Değeri vs. Mevcut Durum Değeri: Bankalar kredi verirken gayrimenkulün projesine aykırı olarak büyütülen (ortak alandan katılan vb.) alanlarını teminat olarak kabul etmez. Kredi, yasal metrekare üzerinden hesaplanan “Yasal Durum Değeri” üzerinden verilir.
  • İskan (Yapı Kullanma İzin Belgesi): Kat irtifaklı bir tapunun kat mülkiyetine dönüşmesi için iskan alınması şarttır. İskan alındığında tapu cins değişikliği yapılır. Müteahhit sorumluluğunda olan bu süreç tamamlandığında mülkün değeri ve hukuki statüsü güçlenir.
  • Birden Fazla İlan Kirliliği: Bir gayrimenkul için farklı emlakçılar tarafından, farklı fiyatlarla çok sayıda (örneğin 10-15 adet) ilan girilmişse, bu durum mülkte bir sorun olduğunun veya sürecin profesyonel yönetilmediğinin işareti olabilir.

Yatırım Stratejileri

Yatırımcı profiline göre konut tercihleri ve stratejiler değişkenlik göstermektedir:

1+1 mi, 3+1 mi?
Demografik değişimler, küçülen hane halkı sayısı ve artan boşanma oranları gibi faktörler göz önüne alındığında, yatırım ve kiralanabilirlik açısından 1+1 daireler, büyük dairelere kıyasla daha likit ve tercih edilebilir bir yatırım aracı haline gelmektedir.

Gelişmiş Bölge mi, Gelişmekte Olan Bölge mi?
Eğer amaç düzenli ve yüksek kira geliri elde etmekse, şehir merkezleri ve gelişmiş bölgeler tercih edilmelidir. Ancak amaç sermaye kazancı (değer artışı) ise, şehrin çeperlerinde yer alan, gelişime açık bölgelerdeki gayrimenkuller, kira getirisi düşük olsa da prim yapma potansiyeli açısından daha avantajlı olabilir.

Yurt Dışı Yatırımı
Yurt dışından gayrimenkul almak, varlık sepetini çeşitlendirmek (döviz bazlı getiri sağlamak) adına mantıklı bir stratejidir. Ancak Türkiye’deki tek bir varlığı satıp yurt dışına çıkmak yerine, toplam varlıkların bir kısmını yurt dışında değerlendirmek daha sağlıklı bir finansal yaklaşım olacaktır.

Gayrimenkul piyasasına dair hesaplama araçlarına, güncel verilere ve detaylı içeriklere gayrimenkulokulu.org adresinden ulaşabilirsiniz.

İçeriği Paylaşın
Piyasa Raporları

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından piyasadaki fiyat istikrarını sağlamak ve konut sahipliği oranını dengelemek amacıyla getirilen kısıtlamalarda yakın vadede bir gevşeme beklenmemektedir. Özellikle ikinci evini alacak yatırımcılar için kredi kullanım oranlarının evin değerinin %22,5 seviyelerine kadar gerilediği bu dönemde, banka kredilerine ulaşım oldukça zorlaşmıştır. Bu noktada, kredi limitlerine takılan yatırımcılar için en güçlü alternatif olarak Tasarruf Finansman Şirketleri (Evim Sistemleri) ön plana çıkmaktadır. Toplam ipotekli satışlar içerisinde %25 civarında bir pazar payına ulaşan ve BDDK denetiminde faaliyet gösteren bu şirketler, sundukları faizsiz finansman modelleriyle yatırımcılara önemli bir çıkış yolu sunmaktadır. Dolayısıyla kısıtlamaların sürdüğü bu süreçte alternatif finansman yöntemlerini değerlendirmek stratejik bir hamle olacaktır.

2025 yılının son çeyreğinde, gelecekteki tapu harcı artışlarından etkilenmemek amacıyla alımların öne çekilmesi, 2026 yılının ilk aylarında (Ocak-Şubat) piyasada bir durgunluk yaşanmasına neden olabilir. Faiz oranları açısından ise enflasyonun gerilemesine paralel olarak sınırlı bir düşüş beklense de, mevcut %2,74 - %3,00 bandındaki oranların %2 seviyesinin altına inmesi zaman alacaktır. Konut kredisi kullananlar için refinansman (yapılandırma) fırsatı, ancak faiz oranlarının %1,80 seviyelerine gerilemesiyle maliyet avantajı sağlayabilir. Bu nedenle, 2026 yılında yatırımcıların enflasyon hedeflerini ve bankaların kredi politikalarını yakından takip etmeleri, mevcut oran ile yeni oran arasındaki maliyet-fayda analizini doğru yapmaları gerekmektedir.

Gayrimenkul piyasasında "reel fiyatlar" olarak adlandırılan enflasyondan arındırılmış değerlerin toparlanma eğilimine girdiği bu dönem, alıcılar için önemli bir fırsat penceresi oluşturmaktadır. Fiyatların reel bazda eksi bölgeden artıya geçmeye başladığı bu süreçte alım yapmak, uzun vadede kazançlı bir yatırım olabilir. Ancak satış yapmayı planlayan mülk sahipleri için acele edilmemesi tavsiye edilmektedir. Piyasaların genellikle Mayıs ayından sonra hareketlendiği ve reel fiyat artışlarının belirginleştiği göz önüne alındığında, satış işlemi için yaz aylarını beklemek daha karlı sonuçlar doğurabilir. Özetle; alıcılar için harekete geçme zamanı gelmişken, satıcılar için piyasanın canlanmasını beklemek en doğru stratejidir.

Yatırımcı profiline göre stratejiler değişmekle birlikte, demografik değişimler ve küçülen hane halkı sayıları göz önüne alındığında 1+1 daireler, büyük dairelere kıyasla daha likit ve kiralanabilirliği yüksek bir yatırım aracı olarak öne çıkmaktadır. Bölge seçiminde ise hedefiniz belirleyicidir: Düzenli ve yüksek kira geliri için şehir merkezleri ve gelişmiş bölgeler tercih edilmeliyken; yüksek sermaye kazancı (değer artışı) hedefleyenler için şehrin çeperlerinde yer alan, gelişime açık bölgeler daha avantajlıdır. Ayrıca portföy çeşitlendirmesi adına yurt dışı gayrimenkul yatırımları da değerlendirilebilir; ancak eldeki tek varlığı satıp yurt dışına çıkmak yerine, toplam varlık sepetinin bir kısmını döviz bazlı getiri için yurt dışında değerlendirmek daha sağlıklı bir finansal yaklaşımdır.

İlgili Videolar