
Müteahhitlerin konut kredisine sınır koymasının temel nedeni, tapu harcı ve gelir vergisini minimize etme isteğidir. Ancak kredi tutarı tapu beyan değerinden yüksek olamayacağı için bu durum yasal riskler barındırır. Eksik beyan, alıcılar için cezalı vergi tarhiyatına ve satışta yüksek değer artış kazancı vergisine yol açabilir. Gayrimenkul Okulu olarak, olası cezalardan korunmak ve güvenli bir yatırım süreci geçirmek için işlemlerinizi gerçek değer üzerinden yapmanızı öneririz.
Konut satın alma sürecinde sıkça karşılaşılan durumlardan biri, satıcının (özellikle müteahhitlerin) alıcıya kullanabileceği maksimum kredi miktarını önceden bildirmesidir. Örneğin, bütçenize göre 300 bin TL veya 350 bin TL kredi çekmeyi planlarken, müteahhit size en fazla 200 bin TL kredi kullanabileceğinizi söyleyebilir.
Peki, müteahhitler neden müşterinin ödeme gücü olsa dahi kredi miktarına sınır koymaktadır? Bu durumun tapu işlemleri, vergilendirme ve yasal süreçlerle doğrudan bir ilişkisi vardır. Gayrimenkul Okulu olarak bu konunun detaylarını ve dikkat etmeniz gereken noktaları sizler için derledik.
Müteahhitin size baştan bir kredi limiti koymasının temel sebebi, tapuda beyan edilecek satış bedelini kontrol altında tutma isteğidir. Müteahhitler, proje sonunda elde edecekleri kârı ve bu kâr üzerinden ödeyecekleri vergiyi önceden hesaplarlar. Tapuda gösterilen satış değeri yükseldikçe, müteahhitin ödeyeceği kurumlar vergisi veya gelir vergisi de artmaktadır.
Bu nedenle satıcı, tapu harcını ve çıkacak vergiyi minimize etmek amacıyla, tapu satış bedelini belirli bir seviyede tutmak ister ve bu seviyeye uygun bir kredi limiti belirler.
Yasal mevzuata göre, bir gayrimenkul için konut kredisi kullanıldığında, tapuda beyan edilecek satış bedeli çekilen kredi tutarından düşük olamaz. Banka, ipotek tesisi için avukatını tapuya gönderdiğinde, satış bedelinin en az kredi miktarı kadar yazılması zorunludur.
Örneğin:
Alıcı olarak siz gayrimenkulü gerçek değeri olan 500.000 TL üzerinden göstermek isteyebilirsiniz. Bankalar bu duruma karışmaz; ancak müteahhitler vergi yükünü artıracağı için buna itiraz edebilirler. İşte bu noktada, “sokak arası müteahhit” olarak tabir edilen veya daha küçük ölçekli projelerde (8-10 daireli yapılar) bu tür kısıtlamalarla daha sık karşılaşılmaktadır.
Konut alım sürecinizin son aşamasında sorun yaşamamak ve işlemlerinizin sekteye uğramaması için aşağıdaki hususlara dikkat etmenizde fayda vardır:
Bir gayrimenkulü beğendiğinizde, pazarlık aşamasının en başında satıcıya veya müteahhite “Maksimum ne kadar kredi kullandırıyorsunuz?” sorusunu mutlaka yöneltmelisiniz. Bu bilgi, bütçe planlamanız için kritiktir.
Her ne kadar piyasada rayiç bedel üzerinden satışlar yaygın olsa da, tapu harçlarının ve vergilerin gerçek satış bedeli üzerinden ödenmesi esastır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı ve bankalar arasındaki veri paylaşımı sayesinde, gerçek değerden yapılmayan işlemler tespit edilebilmektedir.
Eksik beyan durumunda hem alıcıya hem de satıcıya:
Gayrimenkulü aldıktan sonra 5 yıl içinde satmayı planlıyorsanız, alırken değerini düşük göstermek ileride aleyhinize olacaktır. Satış yaptığınızda, alış ve satış fiyatı arasındaki fark (kâr) üzerinden “Değer Artış Kazancı Vergisi” ödemeniz gerekir. Alış bedelini düşük göstermek, kâğıt üzerindeki kârınızı ve dolayısıyla ödeyeceğiniz vergiyi yapay olarak artırır.
Gayrimenkul yatırımı yaparken tüm hesaplamalarınızı ve bildirimlerinizi gerçek değer üzerinden yapmanız, sizi olası yasal cezalardan ve gelecekteki vergi yüklerinden korur. Müteahhit ile anlaşma sağlarken bu yasal zorunlulukları ve riskleri göz önünde bulundurarak hareket etmeniz en sağlıklı yoldur.




