
Yüksek mevduat faizleri ile nominal konut fiyat artışlarının birbirine yakın seyretmesi, yatırımcıları birikimlerini nasıl değerlendirecekleri konusunda kararsız bırakıyor. Piyasada satış sürelerinin 68-70 güne uzaması ve satıcıların iskonto yapma eğilimi, nakit alıcılar için pazarlık gücünü artırıyor. Blog, aradığı konutu bulana kadar birikimleri kısa vadeli mevduatta tutmanın mantıklı bir strateji olabileceğini belirtiyor. Bu yaklaşım, hem paranın değerini korur hem de piyasadaki uygun fiyatlı konut fırsatlarını yakalama şansı tanır.
Yüksek mevduat faiz oranları, birçok yatırımcının birikimlerini belirli bir süre için mevduatta değerlendirmeyi düşünmesine neden oluyor. Günümüzde bankalar, vadeli mevduat hesapları için %45 ile %55 arasında değişen faiz oranları sunabilmektedir. Bu durum, birikim sahiplerini konut yatırımı ile mevduat getirisi arasında bir karar verme noktasına getirmiştir.
Bir yanda %45 ile %55 arasında seyreden mevduat faizleri bulunurken, diğer yanda konut piyasasının verileri yer almaktadır. Türkiye genelinde yıllık konut fiyat artışı nominal olarak %58 seviyesindedir. Aylık bazda ise bu artış %4.3 olarak gerçekleşmektedir. Ancak, reel olarak bakıldığında konut fiyatlarında yıllık bazda %5’lik bir gerileme devam etmektedir.
Nominal konut fiyat artış oranı ile mevduat faiz oranlarının birbirine oldukça yakın olması, “Paramı mevduatta mı yoksa konutta mı değerlendirmeliyim?” sorusunu gündeme getirmektedir. Bu iki oranın yakınlığı, yatırımcılar için kararı daha karmaşık hale getirmektedir.
Konut piyasasında satıcıların konutlarını satma süreleri belirgin bir şekilde uzamıştır. Ortalama bir konutun satış süresi normalde 45-50 gün olarak kabul edilirken, bu süre günümüzde ortalama 68-70 güne çıkmış durumdadır. Satış sürelerindeki bu artış, bazı mülk sahiplerini finansal olarak zorlamaktadır. Nakit ihtiyacı, ticari faaliyetler için sermaye gereksinimi veya bankaların ticari kredilerde yarattığı sıkışma gibi nedenlerle mülk sahipleri, mülklerini daha hızlı nakde çevirme ihtiyacı duymaktadır.
Bu durum, satıcıları fiyatlarda iskonto yapmaya, yani indirim uygulamaya yöneltmektedir. Dolayısıyla, nakit birikimi olan alıcılar için pazarlık gücü artmakta ve uygun fiyatlı gayrimenkul bulma fırsatları doğmaktadır.
Belirli bir bölgede gayrimenkul arayışındaysanız ancak henüz istediğiniz gibi bir mülk bulamadıysanız, birikiminizi kısa bir süreliğine mevduatta değerlendirmek mantıklı bir strateji olabilir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en önemli risklerden biri, potansiyel bir kur şokudur. Türk lirasında kalarak mevduat faizinden yararlanmak, olası bir döviz kuru artışı durumunda alım gücünüzü olumsuz etkileyebilir. Bu konudaki belirsizlikleri değerlendirmek için ekonomistlerin görüşlerine başvurmak faydalı olacaktır.
Önerilebilecek bir yaklaşım şudur:
Bu yöntem, hem paranızın boşta kalmasını engeller hem de pazarlık gücü yüksek bir alıcı olarak piyasadaki fırsatları değerlendirmenize olanak tanır.
Ancak, birikiminizi bir yıl gibi uzun bir süreyle mevduat faizine bağlayıp konut fiyatlarının daha az artacağını varsaymak doğru bir yaklaşım olmayabilir. Kısa vadeli mevduat, alım fırsatı beklerken birikimleri korumak için bir araç olarak düşünülebilir, ancak uzun vadeli bir yatırım stratejisi olarak görülmemelidir.
Bu içerik bir yatırım tavsiyesi değildir. Finansal kararlarınızı verirken profesyonel danışmanlık almanız önemlidir.



