
COVID-19 salgını, gayrimenkul piyasasında turizmden perakendeye, ofislerden konut sektörüne kadar köklü değişimlere yol açıyor. Turizm ve AVM’lerde durgunluk beklenirken, evden çalışma modeli ofis ihtiyaçlarını azaltıp konut tercihlerini değiştiriyor. Ayrıca 500.000 TL altı konutlar için kredi oranının %90’a çıkarılması, finansman açısından yeni fırsatlar sunuyor. Bu yazı, salgının sektör üzerindeki mevcut etkilerini, değişen çalışma kültürünü ve gayrimenkul yatırımlarının geleceğini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.
Dünya genelini etkisi altına alan Corona virüsü (COVID-19), Türkiye’de de yeni vakalarla birlikte gündemimizin en önemli maddesi haline geldi. 18 Mart 2020 tarihi itibarıyla küresel ve ulusal piyasaların bu süreçten nasıl etkilendiğini gözlemlerken, akıllardaki en önemli sorulardan biri de şüphesiz gayrimenkul piyasasının bu durumdan nasıl etkileneceğidir.
Bu yazımızda, turizmden perakendeye, ofis piyasasından konut sektörüne kadar salgının gayrimenkul üzerindeki olası etkilerini ve sektörel değişimleri ele alacağız.
Salgının ilk ve en doğrudan etkisi turizm sektöründe hissedilmektedir. Önceden planlanmış seminerler, zirveler, spor müsabakaları ve büyük etkinliklerin iptal edilmesi veya ertelenmesi, otel doluluk oranlarını ve turizm gelirlerini düşürmeye başlamıştır. Bu süreçten etkilenecek başlıca alanlar şunlardır:
Gelişmiş ekonomilerde toparlanmanın Haziran-Temmuz aylarını bulabileceği öngörülürken, gelişmekte olan piyasalar için bu sürecin biraz daha uzaması muhtemeldir.
Virüs endişesiyle insanların evde kalmayı tercih etmesi, alışveriş merkezleri (AVM) ve mağazaların ziyaretçi sayılarını doğrudan etkilemektedir. Tüketici davranışlarındaki bu değişiklik şu sonuçları doğurabilir:
COVID-19 salgınının en köklü değişikliği ofis piyasasında yapması beklenmektedir. Dünyada yaygın olan ancak Türkiye’de henüz tam yerleşmemiş olan “evden çalışma” (home-office) modeli, bu süreçle birlikte zorunlu bir pratik haline gelmiştir.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamalarla mevzuat ve altyapı çalışmalarının desteklenmesi, evden çalışmayı yeni bir iş biçimi olarak hayatımıza sokmaktadır. Bu durumun ofis piyasasına yansımaları şöyledir:
Evden çalışma modelinin yaygınlaşması ve freelance çalışma düzeninin artması, sadece ofisleri değil, konut tercihlerini ve tasarımlarını da etkileyecektir. Çalışanların artık fiziksel olarak iş yerine gitme zorunluluğunun azalması, konut piyasasında şu değişimleri tetikleyebilir:
Lokasyon Bağımsızlığı: Çalışanlar, iş yerlerine yakın olmak veya merkezi lokasyonlarda yüksek kiralar ödemek zorunda kalmayabilirler. Bu durum, insanların kendi zevklerine ve bütçelerine daha uygun, sosyal imkanları daha geniş bölgelere taşınmalarına olanak tanıyabilir.
Konut Tasarımı: Evlerin aynı zamanda birer ofis haline gelmesi, konut tasarımlarında çalışma alanlarına daha fazla yer ayrılmasını gerektirecektir.
Bu dönemde konut piyasasını hareketlendirebilecek önemli bir gelişme de finansman tarafında yaşanmıştır. Yapılan açıklamaya göre; 500.000 TL’nin altındaki konutlar için kredilendirme oranı %80’den %90’a çıkarılmıştır.
Bu düzenleme, konut almayı düşünenlerin sadece %10 peşinat ödeyerek, evin değerinin %90’ı için banka kredisi kullanabilmesine imkan tanımaktadır. Bu durum, özellikle yeni çalışma düzenine geçip yaşam alanını değiştirmek isteyenler için bir fırsat oluşturabilir.
Gayrimenkul piyasası, küresel salgınla birlikte önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Turizm ve perakendede kısa vadeli zorluklar yaşanırken, ofis ve konut piyasasında alışkanlıkların ve önceliklerin değiştiği yeni bir dönem başlamaktadır. Bu süreçte sağlığımızı korumak önceliğimiz olurken, piyasa dinamiklerini doğru okumak gelecekteki yatırımlar için kritik önem taşımaktadır.
Sağlıkla kalın, evde kalın.




