
Koronavirüs salgını sonrası konut piyasasının geleceği, yatırımcıların en önemli gündem maddelerinden biri. BDDK düzenlemesiyle konut kredisinde peşinat oranı %10’a düşürülerek alım kolaylaştırılsa da, gelir istikrarı ve ödeme gücü bu süreçte dikkat edilmesi gereken kritik unsurlar arasında. Faiz oranlarının seyri, olası enflasyon riski ve yeni konut arzındaki düşüş piyasa dinamiklerini belirleyecek. Belirsizliğin sürdüğü bu dönemde acele etmeyip ekonomik göstergelerin netleşmesini beklemek, yatırımcılar için en güvenli yaklaşım olacaktır.
Küresel çapta etkisini gösteren salgın süreci sona erdiğinde ve normal hayatlarımıza döndüğümüzde, konut yatırımı yapmayı düşünenlerin gündeminde yine piyasanın durumu olacaktır. Bu süreçte konut piyasasının nasıl bir seyir izleyeceği, kredi oranları ve ekonomik dengeler üzerine bir projeksiyon çizmekte fayda var.
Konut yatırımı, özellikle hayatında belki de bir kez ev sahibi olacak bireyler için ciddi bir birikim ve tasarruf gerektiren zorlu bir süreçtir. Eğer tamamı peşin bir alım yapılmıyorsa, konut kredisi kullanımı gündeme gelmektedir.
Bilindiği üzere, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) düzenlemeleri gereği, ekspertiz değerinin %20’sinin peşinat olarak ödenmesi gerekmekteydi. Ayrıca tapu harçları ve diğer masraflar da eklendiğinde, alıcının cebinden çıkan nakit miktarı artmaktaydı. Ancak son açıklanan ekonomik paket ile peşinat oranı %20’den %10’a düşürülmüştür. Bu durum, tüketicilerin %80 yerine %90 oranında kredi kullanabilmesine olanak tanımaktadır. Bu düzenleme, daha az peşinat biriktirmiş alıcılar için bir fırsat olarak görülebilir.
Daha düşük peşinatla kredi çekebilmek avantajlı görünse de, konut kredisi süreci sadece evin alınmasıyla bitmemektedir. 5, 7 veya 10 yıl gibi uzun vadelerle borçlanmak, düzenli bir ödeme disiplini gerektirir.
İçinde bulunduğumuz dönemde iş yerlerinin kapanması, ticari gelirlerin azalması veya maaş ödemelerindeki aksamalar, gelecekteki ödeme gücünü riske atabilir. Bu nedenle yatırım kararı alırken şunlara dikkat edilmelidir:
Peşinat oranlarının düşürülmesi teorik olarak talebi artırıcı bir unsur olsa da, “Evde Kal” çağrılarının yapıldığı ve fiziki hareketliliğin kısıtlandığı bir dönemde konut piyasasında ani bir canlanma beklenmemelidir. Mevcut koşullarda konut seçimi yapmak ve işlemleri tamamlamak zordur.
Konut kredisi faiz oranlarına bakıldığında, oranların şu an için %0.99 seviyelerinde, yani psikolojik sınırın altında olduğu görülmektedir. Ancak bankaların şu dönemdeki kredi verme iştahı, azalan şube personeli ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle düşük olabilir.
Dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler, konut piyasasını doğrudan etkileyecektir. Ekonomistlerin öngörüsüne göre, piyasalara likidite sağlanması (para basılması), küresel ve yerel ölçekte enflasyonist bir baskı oluşturabilir.
Enflasyonun yükselmesi durumunda şu senaryolarla karşılaşılabilir:
Uzun süredir devam eden ekonomik daralma nedeniyle yeni konut üretimi durma noktasına gelmiştir. Yeni yapı ruhsatı taleplerinin azalması ve yeni projelere başlanmaması, piyasada “sıfır konut” arzının düşmesine neden olmuştur. Bu durum, satışların ağırlıklı olarak ikinci el konut piyasasına kayması sonucunu doğurmaktadır.
Mevcut inşaatların yavaşlaması ve yeni başlangıçların yapılmaması, salgın sonrası dönemde arz tarafında sıkıntılar yaratabilir.
Ekonomik koşullar ve salgın sürecinin getirdiği belirsizlikler, önümüzdeki dönemi “sisli” bir hale getirmektedir. Konut yatırımı gibi büyük finansal kararlar almadan önce, piyasanın netleşmesini ve ekonomik göstergelerin istikrara kavuşmasını beklemek, yatırımcılar için en doğru yaklaşım olacaktır. Önünüzü net bir şekilde görebildiğinizde harekete geçmek risklerinizi minimize edecektir.




