
Türkiye gayrimenkul piyasası, 2024’ün ilk dokuz ayında son 13 yılın en iyi ikinci satış performansını sergiledi. Piyasayı sürükleyen ana güç, 1.1 milyon adede ulaşan konut satışları oldu. Yüksek faizlere rağmen yatırımcıların farklı varlıklardan gayrimenkule yönelmesi, vergi beklentileri ve ertelenmiş talep bu hareketliliği tetikledi. Reel konut fiyatlarındaki düşüş durma noktasına gelirken, yakın zamanda enflasyon üzeri artışların başlaması bekleniyor. Ankara, reel fiyat artışında İstanbul ve İzmir’in önüne geçti. Yabancıya satışlar ise normalleşerek ihtiyaç odaklı seviyelere geriledi.
Gayrimenkul piyasası, yatırımcıların ve ev sahibi olmak isteyenlerin her zaman yakından takip ettiği dinamik bir alan. Son veriler, sektörde dikkat çekici hareketliliklerin yaşandığını gösteriyor. Bu yazıda, Türkiye’deki genel gayrimenkul ve konut piyasasının güncel durumunu, satış adetlerini, fiyat değişimlerini ve gelecek beklentilerini istatistikler ışığında ele alacağız.
Yılın ilk dokuz ayını kapsayan verilere göre, Türkiye genelinde yaklaşık 3 milyon adet gayrimenkul (konut, arsa, tarla vb.) satışı gerçekleşti. Bu rakam, son 13 yıllık dönemin en iyi ikinci performansı olarak kayıtlara geçti. Bu durum, piyasanın genel olarak kötü bir dönemden geçmediğini, aksine canlılığını koruduğunu gösteriyor. Verilerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nden alındığını ve doğrudan satışları yansıttığını belirtmekte fayda var.
Toplam gayrimenkul satışlarının detaylarına inildiğinde, konut satışlarının konut dışı (arsa, tarla vb.) satışlara göre daha güçlü bir performans sergilediği görülüyor. Özellikle Eylül ayında konut dışı satışlar beklentilerin altında kalırken, konut satışları piyasayı yukarı taşıyan ana unsur oldu. Bu da bize, mevcut dönemde yatırımcı ve alıcı talebinin ağırlıklı olarak konut üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor.
Peki, kredi faiz oranlarının yüksek olduğu bir dönemde konut satışları neden bu kadar hareketli? Yılın ilk dokuz ayında 1.1 milyon adede ulaşan konut satışları, son 13 yılın en iyi ikinci başlangıcı oldu. Bu hareketliliğin arkasında birkaç temel neden yatıyor:
Satılan konutların yalnızca %14’ü ipotekli (kredili) olsa da bu oranın geçmiş dönemlere göre bir miktar yükseldiği görülüyor. Kullanılan kredi miktarları genellikle 700-800 bin TL civarında seyrediyor. Bu durum, alıcıların genellikle konut bedelinin tamamını değil, bir kısmını kredi ile finanse ettiğini ve alımların daha çok yatırımcılar tarafından yapıldığını düşündürüyor.
Toplam satışların yaklaşık üçte biri sıfır konutlardan oluşurken, geri kalan büyük çoğunluğu ikinci el konutlar oluşturuyor.
İnşaat sektöründe de olumlu gelişmeler var. Yılın ilk altı ayında yapı ruhsatı alınan konut adedi 460 bine ulaştı. Bu rakam, yıllık konut üretiminin 800-900 bin adede ulaşabileceğini gösteriyor. Bu durum, konut üreticilerinin piyasanın geleceğine dair olumlu bir beklenti içinde olduğunu ve artan talebi karşılamak için üretime başladığını işaret ediyor.
Yabancılara yapılan konut satışları ise eski hareketliliğini kaybetmiş durumda. Eylül ayında 1.800 adet olan satışlar, 2018 öncesi yani vatandaşlık programının yoğun olmadığı dönemlerdeki seviyelere geriledi. Bu veriler, artık yabancıların yatırım veya vatandaşlık amacından çok, gerçek ihtiyaç doğrultusunda gayrimenkul aldığını gösteriyor.
Fiyatlar konusunda ise reel ve nominal değişimleri ayırt etmek gerekiyor. Türkiye genelinde nominal (enflasyondan arındırılmamış) fiyat artışı yıllık %32 seviyesinde. Ancak reel (enflasyondan arındırılmış) fiyatlarda hala -%0.8’lik bir gerileme söz konusu. Yine de bu oran, -%15’lerden gelinen bir toparlanma sürecini ifade ediyor. Piyasada reel fiyatların pozitife geçme eğilimi güçleniyor ve önümüzdeki aylarda reel değer artışlarının başlaması bekleniyor.
Büyük şehirler arasında Ankara, fiyat artışlarıyla öne çıkıyor. Ankara’da yıllık nominal artış %41 iken, reel artış %5.8 ile pozitif bölgede. İstanbul’da ise nominal artış %30, reel değişim ise -%1.9. İzmir, %0.8’lik reel artışla pozitife geçmeye çok yakın. İstanbul’un piyasalara öncülük etme eğilimi göz önüne alındığında, buradaki toparlanmanın henüz başlamamış olması, ülke genelindeki reel artışların biraz daha zaman alabileceğini düşündürüyor.
Konut fiyatları, altın ve döviz gibi diğer yatırım araçlarıyla kıyaslandığında cazip seviyelerde bulunuyor. Özellikle altın bazında bakıldığında konut birim fiyatları, geçmiş ortalamaların oldukça altında. Bu durum, konutun diğer yatırım araçlarına göre potansiyel sunduğunu gösteriyor.



