Gayrimenkul Okulu

Gayrimenkul Okulu

Konut Kredisi Kampanyası Olursa!

Gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olun!

İçeriği Paylaşın

Konut Kredisi Kampanyası: Dost mu, Düşman mı?

Son dönemlerde hem sosyal medyada hem de çeşitli platformlarda en çok sorulan sorulardan biri, olası bir konut kredisi kampanyasının ne zaman başlayacağı ve piyasaya etkilerinin ne olacağı yönünde. Geçmiş dönemlerde yaşanan tecrübeler ve istatistiksel veriler, yeni bir kampanyanın potansiyel sonuçları hakkında bize önemli ipuçları sunuyor. Bu yazıda, geçmiş veriler ışığında olası bir konut kredisi kampanyasının bir senaryosunu çizecek ve bu durumun konut piyasası için ne anlama geldiğini analiz edeceğiz.

2020 Konut Kredisi Kampanyası: Geçmişe Bir Bakış

Analizimize başlamak için makarayı biraz geriye saralım ve 1 Mayıs 2020 tarihine gidelim. Pandeminin ilk aylarında, alınan sıkı tedbirler nedeniyle konut satışları Mart ve Nisan aylarında 45.000 adetlere kadar gerilemişti. Bu, aylık ortalama satışların yarısından bile daha az bir rakamdı. Bu durgunluğu aşmak amacıyla bir konut kredisi kampanyası başlatıldı.

İlan Sayılarında Ani Artış

Kampanyanın duyurulmasıyla birlikte piyasada dikkat çekici bir hareketlilik yaşandı. Kampanya öncesinde Türkiye’nin en büyük ilan portallarından birinde 430 bin adet satılık konut ilanı bulunurken, bu sayı kampanya ile birlikte kısa sürede 547 bine yükseldi. Bu, ilan sayısında %27 oranında bir artış anlamına geliyordu.

Bu artışın kaynağına bakıldığında, müteahhit firmaların ilan sayılarında önemli bir değişiklik olmadığı, artışın büyük ölçüde bireysel mülk sahiplerinden geldiği görülmüştür. Çünkü yeni bir konutun ruhsat alımından tamamlanmasına kadar geçen süre 1 ila 1,5 yılı bulabilmektedir. Bu nedenle müteahhitlerin anlık talebe yeni konut arzıyla yanıt vermesi mümkün değildi. Piyasadaki talebi, mülkünü satmak isteyen bireysel ev sahipleri karşıladı.

Satış Rakamları ve İpotekli Satışların Rolü

Kampanya, konut satış adetlerini rekor seviyelere taşıdı. Nisan ayında 45 bin seviyesinde olan satışlar, Haziran’da 190 bine, Temmuz’da 230 bine ve Ağustos’ta 170 bine ulaştı. Normalde aylık 110-120 bin civarında seyreden konut satışları, bu dönemde ortalamanın neredeyse iki katına çıktı.

Bu satışların arkasındaki en büyük itici güç, ipotekli satışlardı:

  • Haziran 2020: 101 bin adet ipotekli satış yapıldı ve bu rakam, toplam satışların %53’ünü oluşturdu.
  • Temmuz 2020: İpotekli satışlar 130 bine çıkarak toplam satışlar içindeki payını %56’ya yükseltti.
  • Ağustos 2020: 76 bin ipotekli satışla pay %44’e gerileyerek kampanyanın etkisinin yavaşladığını gösterdi.

Eylül ayına gelindiğinde ise ipotekli satışlar 35 bin adede ve toplam içindeki payı %20’ye gerileyerek kampanya etkisinin sona erdiğini teyit etti.

Fiyatlar Üzerindeki “Katalizör Etkisi”

Kampanyanın satış adetleri üzerindeki etkisi birkaç ayda sönümlense de, fiyatlar üzerindeki etkisi çok daha uzun soluklu oldu. Haziran 2020’den itibaren tetiklenen konut fiyatlarındaki artış, zamanla bir çığ gibi büyüdü. 2020’nin başında zaten yavaş bir toparlanma eğiliminde olan konut fiyatları, kampanya ile birlikte adeta bir katalizör etkisiyle hızlandı. Bu hızlanma, Ocak 2022’ye kadar kesintisiz bir şekilde devam etti. Sonraki dönemde kur krizi ve yüksek enflasyon gibi faktörler devreye girse de, kampanyanın bu yükselişteki başlangıç rolü yadsınamaz.

Kampanyalar Gerçekten Kime Fayda Sağlıyor?

Konut kredisi faiz oranları ile ipotekli satış adetleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Faizler düştüğünde kredili konut alımı artar. Ancak bu durum “herkesin” ev sahibi olabildiği anlamına mı geliyor? Veriler bu soruyu olumsuz yanıtlıyor.

Türkiye’deki ev sahipliği oranlarına baktığımızda, 2009 yılında %60,8 olan oranın 2021’de %57,5’e gerilediğini görüyoruz. Aynı dönemde kiracı oranı ise %22’den %27’ye yükselmiştir. Bu durum, kampanyaların kiracıların ev sahibi olmasından ziyade, zaten yatırım imkanı olan veya nakdi bulunan kişilerin düşük faizli kredi fırsatını değerlendirdiğini göstermektedir. Özellikle yüksek enflasyon ortamında, yıllık %85 enflasyona karşılık %9-10 bandında bir yıllık maliyetle kredi kullanmak, finansal gücü olanlar için kaçırılmayacak bir fırsat olarak görülmektedir.

Bugün Bir Kampanya Olursa Ne Olur? Bir Senaryo Analizi

Geçmiş verilerden yola çıkarak bugünün koşullarında bir kampanya senaryosu oluşturalım. Ortalama bir konut için 2 milyon TL’lik bir fiyat belirleyelim ve %60 kredi kullanılabildiğini, alıcının da kenarda 800 bin TL’si olduğunu varsayalım.

  1. Mevcut Durum (Kampanya Yok): 1,2 milyon TL kredi, güncel özel banka faiz oranı olan %2,05 ile 10 yıl vadede kullanıldığında aylık taksit yaklaşık 27.000 TL olur.
  2. Kampanya Başlangıcı: Faiz oranının %0,79’a düştüğünü hayal edelim. Aynı 1,2 milyon TL’lik kredinin aylık taksiti bir anda 15.500 TL’ye düşer. Bu, taksitte %43’lük bir indirim demektir.

Piyasanın Tepkisi ve Fiyat Artışı

Krediye erişimin bu denli kolaylaşması, konut talebini anında patlatacaktır. Geçmiş tecrübeler, talebin iki katına çıkabileceğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın daha önceki bir çalışmasına göre, konut kredisi faiz oranlarındaki yıllık 1 puanlık düşüş, konut fiyatlarını %2,05 artırmaktadır. Yıllık maliyetteki %15’lik bir düşüş ise konut fiyatlarında yaklaşık %31’lik bir artışı tetikleyebilir.

Bu durumda senaryomuz şöyle güncellenir:

  • Fiyat Artışı Sonrası: Almayı planladığımız 2 milyon TL’lik dairenin fiyatı, birkaç ay içinde 2,6 milyon TL’ye çıkar.
  • Yeni Kredi İhtiyacı: Gerekli peşinat artar ve artık 1,8 milyon TL krediye ihtiyaç duyulur.
  • Yeni Taksit Tutarı: 1,8 milyon TL kredinin %0,79 faiz oranıyla yeni aylık taksiti 23.300 TL olur.

Sonuç olarak, kampanya sonrası taksit tutarı (23.300 TL), kampanya olmasaydı ödenecek tutardan (27.000 TL) daha düşük olsa da, alıcının toplam borcu ve başlangıçta koyması gereken peşinat ciddi oranda artmıştır.

Zincirleme Etki: Kiralar Ne Olur?

Bu senaryonun en önemli sonuçlarından biri de kira fiyatları üzerindeki etkisidir. Mülk değerindeki artış, doğrudan kiralara yansır. 2 milyon TL’lik bir evin kirası ortalama 6.600 TL iken, değeri 2,6 milyon TL’ye çıkan aynı evin kirası da 8.600 TL’ye yükselecektir. Türkiye’de hane halkının yaklaşık üçte birinin kiracı olduğu düşünüldüğünde, bu durum milyonlarca insanı doğrudan etkileyecek bir kira artışı dalgası anlamına gelmektedir.

Sonuç: Kampanya Bir Çözüm mü?

Veriler ve geçmiş tecrübeler, konut kredisi kampanyalarının piyasayı canlandırdığını ancak bunun bedelinin hızlı ve kalıcı fiyat artışları olduğunu gösteriyor. Bu kampanyalar, kısa vadede ödeme kolaylığı sunsa da orta ve uzun vadede hem konut hem de kira fiyatlarını yukarı çekerek barınma maliyetlerini artırıyor. Bu noktada soruyu tekrar sormak gerekiyor: Konut kredisi kampanyası, gerçekten bir dost mu, yoksa düşman mı?

İçeriği Paylaşın
Piyasa Raporları

Konut kredisi kampanyaları, kısa vadede satışları canlandırsa da en kalıcı etkileri fiyatlar üzerinde görülür. Bu kampanyalar bir "katalizör" görevi görerek talepte ani bir patlama yaratır. Artan bu talep, mülk sahiplerinin fiyatları hızla yükseltmesine neden olur. 2020'deki kampanya, bu durumu net bir şekilde göstermiştir; kampanya sonrası başlayan fiyat artışı trendi uzun süre devam etmiştir. Yapılan analizlere göre, konut kredisi maliyetlerindeki yıllık %15'lik bir düşüş, konut fiyatlarında yaklaşık %31'lik bir artışı tetikleyebilir. Sonuç olarak, kampanyalar başlangıçta alımı kolaylaştırıyor gibi görünse de orta vadede konutları daha pahalı hale getirerek erişimi zorlaştırır ve piyasada bir fiyat balonu riski oluşturur.

Veriler, konut kredisi kampanyalarının kiracıların ev sahibi olma oranını artırmadığını gösteriyor. Aksine, Türkiye'de 2009'dan 2021'e ev sahipliği oranı düşerken kiracı oranı yükselmiştir. Bu kampanyalardan asıl faydayı, genellikle mevcut birikimi veya yatırım gücü olan kişiler sağlar. Yüksek enflasyon ortamında, düşük faizli kredi kullanmak finansal bir avantaja dönüşür ve bu fırsatı çoğunlukla yatırımcılar değerlendirir. Kampanyaların tetiklediği ani fiyat artışları, ilk evini alacak olan veya sınırlı birikime sahip kiracılar için peşinat miktarını ve toplam borç yükünü artırır. Bu durum, onların ev sahibi olma hayalini daha da zorlaştırarak barınma krizini derinleştirebilir.

2020 yılında pandemi nedeniyle yavaşlayan konut piyasasını canlandırmak için bir kredi kampanyası başlatıldı. Kampanyanın duyurulmasıyla satılık konut ilanlarının sayısı kısa sürede %27 artarak 430 binden 547 bine ulaştı. Bu artış, evini satmak isteyen bireysel mülk sahiplerinden kaynaklandı. Satış adetleri rekor seviyelere çıktı; aylık ortalama 110-120 bin olan satışlar, temmuz ayında 230 bine kadar yükseldi. Bu rekor satışların arkasındaki ana güç, ipotekli satışlardı ve toplam satışların yarısından fazlasını oluşturdu. Ancak bu yoğun talep dönemi sadece birkaç ay sürdü ve piyasada uzun soluklu bir fiyat artış dalgasını tetikleyerek sona erdi.

Yeni bir kredi kampanyası, ilk bakışta aylık taksitlerde ciddi bir düşüş sunar. Örneğin, %2,05 faizle aylık 27.000 TL olan bir kredi taksiti, %0,79'luk bir kampanya faiziyle 15.500 TL'ye inebilir. Ancak bu durum, konut talebini aniden patlatarak fiyatların hızla artmasına yol açar. Yaklaşık %30'luk bir fiyat artışıyla, 2 milyon TL'lik bir ev 2,6 milyon TL'ye çıkabilir. Bu durumda alıcının daha yüksek bir peşinat ödemesi ve daha fazla kredi çekmesi gerekir. Yeni kredi tutarı üzerinden hesaplanan kampanya taksiti (örneğin 23.300 TL), kampanyasız durumdan düşük olsa da, alıcının toplam borcu ve başlangıç sermayesi ihtiyacı önemli ölçüde artar.

İlgili Videolar