
Konut piyasasında fırsat olup olmadığını analiz eden bu içerik, reel konut fiyatlarının enflasyon üzerinde artışa geçme sinyali verdiğini belirtiyor. Asgari ücret, otomobil ve altın gibi varlıklara göre konut fiyatlarının tarihsel ortalamaların altında olması potansiyel fırsatlara işaret ederken; yüksek kredi faizleri ve geri ödeme yükü en büyük zorluk olarak öne çıkıyor. Mevcut durumda kredi taksitlerinin potansiyel kira gelirinin 5 katını aşması, yatırımcılar için dikkatli bir değerlendirme gerektiriyor. Faizlerdeki düşüş eğilimi ise gelecek için umut vadediyor.
Gayrimenkul yatırımcılarının ve ev sahibi olmak isteyenlerin aklındaki en önemli soru: Şu an konut piyasasında bir fırsat var mı? Uzun bir aranın ardından, piyasanın nabzını tutan temel göstergelerle bu sorunun cevabını arıyoruz. Verileri analiz ederek ve gerçekçi bir senaryo üzerinden mevcut durumu değerlendirerek, konut alımı için doğru bir zaman olup olmadığını inceleyeceğiz.
Piyasayı değerlendirirken ilk baktığımız göstergelerden biri reel konut fiyat endeksidir. Bu endeks, konut fiyatlarının enflasyondan arındırılmış gerçek değerini gösterir. Uzun bir süredir negatif trendde olan reel fiyatlar, geçtiğimiz ay itibarıyla sıfır noktasına oldukça yaklaştı. Bu durum, önümüzdeki dönemde konut fiyatlarının enflasyonun üzerinde bir artış gösterebileceğine işaret ediyor. Yatırımcılar için bu veri, değer artışı potansiyelini gösteren önemli bir sinyal olabilir.
Bir diğer önemli gösterge, konut kredisi faiz oranları ile TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranı arasındaki farktır. Mevcut durumda konut kredisi faizleri, resmi enflasyon oranının üzerinde seyrediyor. Bu, kredi kullanarak ev almanın maliyetinin yüksek olduğu anlamına gelir. Ancak, hissedilen veya “mutfak” enflasyonu göz önüne alındığında, kredi faizlerinin reel olarak daha düşük kaldığı düşünülebilir. Bu noktada yatırımcının kendi enflasyon beklentisi ve değerlendirmesi önem kazanmaktadır.
Mevcut konut kredisi faiz oranlarını son 12 aylık ortalamayla karşılaştırdığımızda, oranların hala yüksek olduğunu ancak aşağı yönlü bir eğilimin başladığını görüyoruz. Merkez Bankası’nın gelecekteki olası faiz indirimleriyle birlikte bu düşüşün hızlanması beklenebilir. Son 12 ayın ortalamasından daha avantajlı bir faiz oranı yakalandığında, kredi kullanımı açısından daha cazip bir döneme girilebilir.
Konut piyasasındaki fırsatları değerlendirirken alım gücü metrikleri kritik rol oynar. Bu metrikler, fiyatların tarihsel ortalamalara göre uygun olup olmadığını anlamamıza yardımcı olur.
Tüm bu göstergeler ışığında, ilk defa konut alacak birini bekleyen finansal tabloya bakalım. Türkiye genelinde 80 metrekarelik, yaklaşık 3.2 milyon TL değerinde bir ev almak isteyen bir kişi düşünelim. Yasal limitler dahilinde yaklaşık 2.9 milyon TL kredi kullanması gerekecektir. Güncel faiz oranlarıyla 10 yıl vadeli bu kredinin:
Bu konutun ortalama kira getirisinin 15.000 TL civarında olacağı varsayılırsa, aylık kredi taksiti, potansiyel kira gelirinin 5 katından fazladır. Bu tablo, özellikle yatırım amaçlı kredi kullanımının mevcut koşullarda ne kadar zorlayıcı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Veriler, konut piyasasının karmaşık bir yapıda olduğunu gösteriyor. Reel fiyatların artışa geçme potansiyeli, asgari ücret, otomobil ve altın gibi varlıklara göre fiyatların ortalamaların altında kalması gibi bazı göstergeler “fırsat” olabileceğine işaret ederken; yüksek kredi faizleri, dolar bazında pahalılık ve kredi geri ödeme yükünün ağırlığı ise temkinli olmayı gerektiriyor. Karar vermeden önce her yatırımcının kendi finansal durumunu, risk iştahını ve bölgesel piyasa dinamiklerini dikkatle analiz etmesi büyük önem taşımaktadır.



