
Yüksek konut fiyatlarına rağmen 3 milyon TL altında kârlı yatırım yapmanın stratejilerini bu yazımızda ele alıyoruz. Doğru lokasyon seçimi, amortisman hesabı, tapu durumu ve bina yaşı gibi kritik filtreleme yöntemlerini inceliyoruz. Ayrıca kredi ve nakit dengesiyle oluşturulan finansman modellerinin, enflasyonist ortamda nasıl avantaj sağladığını açıklıyoruz. Bütçenizi zorlamadan, düzenli kira geliri ve değer artışı sunan doğru konutu bulmak için ihtiyaç duyduğunuz tüm ipuçları ve yol haritası bu rehberde sizi bekliyor.
Türkiye genelinde konut piyasasında ortalama birim fiyatlar incelendiğinde, 100 metrekarelik bir konutun ortalama 4 milyon TL seviyelerine ulaştığı görülmektedir. Daha küçük, örneğin 70 metrekarelik 2+1 bir konut için ise ortalama fiyatlar 3 milyon TL sınırına yaklaşmaktadır. Bu tablo karşısında, “3 milyon TL altında yatırım yapılabilir bir konut bulmak mümkün mü?” sorusu akıllara gelmektedir. Bu yazımızda, bütçeyi zorlamadan, doğru filtreleme yöntemleri ve finansman stratejileriyle nasıl konut yatırımı yapılabileceğini inceleyeceğiz.
Gayrimenkul yatırımı yapılmadığında, piyasadaki değer artışlarından mahrum kalınabilmektedir. Bazı yatırımcılar bu açığı kapatmak için arsa veya tarla gibi uzun vadede değerlenen ancak düzenli gelir getirmeyen (kira geliri olmayan) gayrimenkulleri tercih edebilirler. Ancak konut yatırımının en önemli avantajı, değer artışının yanı sıra düzenli bir kira geliri üretme potansiyelidir. Bu nedenle, doğru kriterlerle seçilmiş bir konut, hem sermaye koruma hem de nakit akışı sağlama açısından önemlidir.
İnternet portalları üzerinden arama yaparken binlerce ilan arasında kaybolmamak ve yatırıma uygun gayrimenkulü bulmak için belirli filtreler kullanılmalıdır. 3 milyon TL altı bir bütçe ile hareket ederken dikkat edilmesi gereken temel kriterler şunlardır:
Yatırım yapılacak bölgenin seçimi kritiktir. Kendi yaşadığınız şehirde fiyatlar bütçenizi aşıyorsa, çevre illere veya gelişmekte olan ilçelere yönelmek mantıklı bir stratejidir. Örnek olarak Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi incelendiğinde, sanayi ve iş gücü potansiyeli nedeniyle sürekli konut talebi olduğu görülmektedir.
Bu bölgede yapılan bir pazar araştırmasında, ana caddelere yakın lokasyonlarda 2.650.000 TL ile 2.800.000 TL bandında, yeni ve iskanlı konutlar bulunabildiği görülmüştür. Yatırımın verimliliğini ölçmek için ise amortisman süresi (geri dönüş süresi) hesaplanmalıdır.
Bölgedeki benzer konutların kiralık fiyatları analiz edildiğinde, ortalama kira bedelinin 15.000 TL ile 16.500 TL arasında olduğu tespit edilmiştir.
Hesaplama Örneği:
2.800.000 TL (Konut Fiyatı) / 16.500 TL (Aylık Kira) = ~170 Ay
170 Ay / 12 = Yaklaşık 14,5 Yıl
Büyükşehirlerde amortisman sürelerinin 20-25 yıla kadar çıktığı düşünüldüğünde, 14,5 yıllık bir geri dönüş süresi oldukça verimli bir yatırım fırsatına işaret etmektedir.
Konut alımında tamamı peşin ödeme yapılabileceği gibi, finansal kaldıraç etkisinden yararlanmak için kredi de kullanılabilir. BDDK düzenlemeleri gereği, ikinci konutunu alacaklar veya belirli kriterlere sahip olanlar için kredi oranları değişebilir. Bu senaryoda %80 peşinat ve %20 kredi kullanımı üzerinden bir maliyet tablosu oluşturulabilir.
Bu senaryoda aylık kredi taksiti yaklaşık 19.500 TL seviyelerinde olurken, elde edilen kira geliri 16.200 TL civarındadır. İlk yıl cebinizden aylık cüzi bir miktar fark çıkabilir. Ancak Türkiye’deki enflasyonist ortamda kiralar yıllık olarak artarken, kredi taksitleri 60 ay boyunca sabit kalacaktır.
Yapılan projeksiyonlara göre, 2. yıldan itibaren kira geliri muhtemelen kredi taksitini geçecek ve yatırım kendi kendini finanse etmeye başlayacaktır. 5 yılın sonunda kredi borcu bittiğinde ise:
Bu strateji, “Hiç konut alamamaktansa, ulaşılabilir bir konutla piyasaya girmek” prensibine dayanır. 10 yıllık bir perspektifte, enflasyon ve piyasa koşulları göz önüne alındığında, gayrimenkulün değerinin ve kira getirisinin, parayı bankada tutmaktan veya atıl bırakmaktan çok daha yüksek bir koruma sağladığı tarihsel verilerle desteklenmektedir.
Gayrimenkul yatırımı yaparken bölgesel dinamikleri, yasal süreçleri ve finansal tabloları dikkatlice analiz etmek, riskleri minimize ederek geleceğe güvenle bakmanızı sağlayacaktır.



