
İmar planı değişiklikleriyle oluşan değer artışının kamuya kazandırılmasını amaçlayan İmar Değer Artış Payı, sektörde “İmar Rantı Vergisi” olarak bilinmektedir. Bu yazıda; imar değişikliği sonucu oluşan değer farkının nasıl hesaplandığı, vergilendirme süreçleri, muafiyet kapsamları ve ödeme şartları detaylıca ele alınmıştır. Riskli alanlar ve kentsel dönüşüm teşvikleri gibi istisnaların bulunduğu düzenlemede, değer artışının tamamının vergiye konu olması ve ödeme yapılmadan ruhsat alınamaması gibi kritik uygulama esasları tüm yönleriyle incelenmiştir.
Gayrimenkul mevzuatımıza giren ve sektörde “İmar Rantı Vergisi” olarak da bilinen düzenleme, diğer vergi türlerinden ayrışan yapısıyla dikkat çekmektedir. Daha önce gündeme gelen Değerli Konut Vergisi gibi uygulamaların aksine, İmar Değer Artış Payı yürürlüğe girmiş ve uygulama esasları belirlenmiştir. Bu yazımızda; imar değişikliği sonucu oluşan değer artışının vergilendirilmesi, muafiyetler, hesaplama yöntemleri ve ödeme koşullarını detaylıca ele alacağız.
İmar planı değişiklikleri sonucunda bir taşınmazda meydana gelen değer artışının kamuya kazandırılması amacıyla oluşturulan sisteme İmar Değer Artış Payı denilmektedir. Temel mantık, imar değişikliği ile elde edilen ekstra kazancın tamamının vergiye konu olmasıdır.
Örneğin; bir parselin inşaat hakkının (emsal) artırılması sonucu 1.000 m² yapı yapılabilirken 2.000 m² yapılabilir hale gelmesi veya konut alanının ticari alana/otele dönüştürülmesi (fonksiyon değişikliği) durumunda gayrimenkulün değeri artmaktadır. Arsanın değeri 5 milyon TL’den 10 milyon TL’ye çıkıyorsa, aradaki bu değer farkı vergilendirilmektedir.
Kanun kapsamında bir plan değişikliğinin vergiye konu olabilmesi ve onaylanabilmesi için belirli kriterlerin sağlanması gerekmektedir:
İmar değer artış payının doğması için aşağıdaki iki durumdan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir:
Her imar değişikliği bu vergiye tabi değildir. Kanun koyucu, kentsel dönüşümü ve kamu yararını gözeterek bazı istisnalar belirlemiştir:
Değer artışının tespiti için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) lisanslı gayrimenkul değerleme şirketleri tarafından iki ayrı rapor hazırlanır:
İlgili komisyon bu raporları inceler. Eğer iki rapor arasında %20’den fazla fark varsa, ek rapor veya yeni bir değerleme talep edilebilir. Değerleme raporlarının masrafı, değişiklik talep eden malikler tarafından karşılanır.
Plan değişikliği onaylandıktan sonra ilgili idare Tapu Müdürlüğü’ne bildirimde bulunur ve taşınmazın kaydına bir şerh konulur. Bu şerh; “Taşınmaz değer artışına tabidir. Satış, bağış veya yapı ruhsatı işlemlerinde değer artış payının ödenip ödenmediği ilgili idareden sorulur.” şeklindedir.
Ödeme ile ilgili kritik noktalar şunlardır:
Tahsil edilen değer artış payı, planı onaylayan kuruma ve konuma göre farklı oranlarda dağıtılır:
Büyükşehir Belediyesi Sınırlarında:
Büyükşehir Olmayan Yerlerde:
Bakanlıkça Onaylanan Planlarda:
Özetle; imar rantı vergisi, plan değişikliği talep edenler için ciddi bir maliyet kalemi oluşturmaktadır. Bu durum, keyfi plan değişikliği taleplerini azaltarak mevcut imar haklarının korunmasını veya eşdeğer arsa alımına yönelimi teşvik edebilir.




