Gayrimenkul Okulu

Gayrimenkul Okulu

Ev Sahipliği Oranı – Gayrimenkul Piyasalarını Okumak #S04E09

Gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olun!

İçeriği Paylaşın

“`html

Gayrimenkul Piyasalarını Okumak: Ev Sahipliği Oranları ve Veri Kaynakları

Gayrimenkul piyasalarını doğru değerlendirebilmek, güncel ve güvenilir verilere hakim olmayı gerektirir. Bu analizlerde kullanılan en önemli göstergelerden biri, bir ülkedeki hane halklarının ev sahipliği oranıdır. Bu oran, toplumun ne kadarının kendi evinde, ne kadarının ise kirada veya farklı barınma çözümleriyle yaşadığını gösterir. Bu yazıda, Türkiye ve dünyadaki ev sahipliği oranlarını hangi kaynaklardan takip edebileceğimizi ve bu verilerin ne anlama geldiğini inceleyeceğiz.

Türkiye’de Ev Sahipliği Oranları: TÜİK Verileri

Türkiye’deki konut sahipliği ile ilgili en güvenilir veri kaynağı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yıllık olarak yayınlanan “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” bültenidir. Bu bülten, Türkiye’deki hanelerin mülkiyet durumuna göre dağılımını detaylı bir şekilde sunar.

2022 yılında yayınlanan verilere göre (2021 yılını kapsayan) Türkiye’deki konut sahipliği dağılımı şu şekildedir:

  • Kendi evinde oturanlar: %57,5
  • Kiracılar: %26,8
  • Bir yakınına ait konutta kira ödemeden oturanlar: %14,1
  • Lojmanda oturanlar: %1,5

Bu veriler, ev sahibi olmayan ve bir gün konut piyasasına potansiyel alıcı olarak katılabilecek kesimin sadece kiracılardan ibaret olmadığını göstermektedir. Kiracılar ile bir yakınının evinde oturanların toplamı, yaklaşık %41’lik bir oran oluşturarak konut talebi potansiyelini ortaya koymaktadır.

Veri Kaynaklarına Nasıl Ulaşılır?

Bu verilere TÜİK’in resmi veri portalı üzerinden ulaşmak mümkündür. Portalda “kurumsal olmayan nüfus dağılımı” başlığı altından “mülkiyet durumu” kırıılımını seçerek geçmiş yıllara dönük olarak tüm verileri tablo formatında alabilirsiniz. Bu tablolar, Excel veya CSV formatında indirilerek kişisel analizler için kullanılabilir. Alternatif olarak, bu verilerin düzenlenmiş ve grafiklerle zenginleştirilmiş hallerine CelalErdogdu.com sitesindeki “Türkiye Sayılarla İstatistik Bilgileri” bölümünden de ulaşılabilir.

Uluslararası Karşılaştırma: Diğer Ülkelerde Durum

Türkiye’deki verileri daha anlamlı kılmak için diğer ülkelerle karşılaştırma yapmak önemlidir. Bu, hem küresel trendleri görmemizi hem de Türkiye’nin konumunu daha iyi anlamamızı sağlar.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)

ABD’deki konut sahipliği oranları için iki temel kaynak öne çıkmaktadır. Statista, 1990’dan günümüze gelen verileri sunarak son otuz yıllık trendi görme imkanı tanır. Daha uzun vadeli bir analiz için ise FRED (Federal Reserve Economic Data) platformu kullanılabilir. FRED, 1960’lı yıllardan itibaren verileri sunar ve ekonomik krizlerin (grafiklerde gri alanlarla gösterilir) konut sahipliği üzerindeki etkilerini net bir şekilde ortaya koyar. Örneğin, 2008 mortgage krizinin ardından ev sahipliği oranlarında yaşanan düşüş bu grafiklerde açıkça görülebilir.

Avrupa’da Ev Sahipliği

Avrupa ülkelerindeki durumu karşılaştırmak için yine Statista ve Eurostat platformları kullanılabilir. Statista’da yer alan verilere göre, bazı Avrupa ülkelerindeki ev sahipliği oranları şöyledir:

  • Romanya: %95
  • Hırvatistan: %90,5
  • Macaristan: %91
  • Bulgaristan: %85
  • Almanya: %49
  • İsviçre: %42,5

Bu tablo, Türkiye’nin %57,5’lik oranının, genel kanının aksine, Avrupa’daki en yüksek oranlardan biri olmadığını göstermektedir.

Eurostat Verileri: Konut Türü ve Ortalamalar

Avrupa Birliği’nin resmi istatistik ofisi olan Eurostat, ev sahipliği oranlarının yanı sıra konut türlerine ilişkin ilginç veriler de sunar. Eurostat’a göre AB ortalamasında ev sahipliği oranı %69,9, kiracılık oranı ise %30,1’dir. Ayrıca, AB genelinde yaşayanların %53,7’si müstakil evlerde (villa vb.), %46’sı ise apartman dairelerinde yaşamaktadır.

Eurostat verileri, Hollanda, Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde tekne, karavan veya mobil ev gibi alternatif barınma çözümlerinin de belirli bir orana sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, gelecekte Türkiye’de de “tiny house” veya karavan yaşamının yaygınlaşmasıyla birlikte istatistiklere yansıyabilecek yeni bir konut kategorisinin habercisi olabilir.

Veri Okuryazarlığının Önemi

Ev sahipliği oranları, bir ülkenin sosyo-ekonomik yapısı ve gayrimenkul piyasasının gelecekteki potansiyeli hakkında önemli ipuçları sunar. Bu verileri düzenli olarak takip etmek, hem bireysel yatırımcılar hem de sektör profesyonelleri için gayrimenkul okuryazarlığını artırmanın temel adımlarından biridir. Paylaşılan kaynakları kullanarak siz de bu verileri analiz edebilir ve piyasa dinamiklerini daha derinlemesine anlayabilirsiniz.

“`

İçeriği Paylaşın
Piyasa Raporları

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan son "Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması" bültenine göre, Türkiye'deki hanelerin %57,5'i kendi evinde oturmaktadır. Geriye kalan nüfusun %26,8'i kiracı, %14,1'i bir yakınına ait konutta kira ödemeden oturanlar ve %1,5'i lojmanda yaşayanlardan oluşmaktadır. Bu istatistik, gayrimenkul piyasasının gelecekteki potansiyelini anlamak için kritik bir veridir. Özellikle kiracılar ile bir yakınının evinde oturanların toplamda oluşturduğu yaklaşık %41'lik kesim, konut piyasasına katılabilecek potansiyel alıcı talebini göstermektedir. Bu verileri takip etmek, sektör profesyonelleri ve yatırımcılar için piyasa dinamiklerini analiz etmenin temel adımlarından biridir.

Türkiye’nin %57,5’lik ev sahipliği oranı, genel kanının aksine, Avrupa’daki en yüksek oranlar arasında yer almamaktadır. Örneğin, Romanya (%95), Hırvatistan (%90,5) ve Macaristan (%91) gibi Doğu Avrupa ülkelerinde bu oranlar çok daha yüksektir. Diğer yandan Almanya (%49) ve İsviçre (%42,5) gibi ülkelerde ise Türkiye’den daha düşüktür. Avrupa Birliği genelinde ev sahipliği ortalaması yaklaşık %69,9'dur. Bu karşılaştırma, Türkiye'deki gayrimenkul piyasasının konumunu küresel trendler çerçevesinde daha doğru bir şekilde değerlendirme imkanı sunar ve yerel piyasanın dinamiklerini anlamlandırmaya yardımcı olur. Bu veriler, Türkiye'deki konut talebi potansiyelinin hala önemli bir seviyede olduğunu göstermektedir.

Ev sahipliği oranlarına ilişkin güvenilir verilere ulaşmak için hem ulusal hem de uluslararası kaynaklar mevcuttur. Türkiye özelinde en yetkili kaynak, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yıllık olarak yayınladığı “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması”dır. Uluslararası verileri ve karşılaştırmaları incelemek için ise Statista, Eurostat ve FRED (Federal Reserve Economic Data) gibi platformlar öne çıkmaktadır. Statista ve Eurostat, özellikle Avrupa ülkelerine dair detaylı ve karşılaştırmalı veriler sunar. ABD piyasasına yönelik 1960’lara kadar uzanan uzun vadeli analizler için ise FRED platformu oldukça zengin bir kaynaktır. Bu kaynaklar, yatırımcılara ve analistlere piyasaları daha derinlemesine anlama imkanı tanır.

Ev sahipliği oranları, gayrimenkul yatırımcıları ve sektör profesyonelleri için piyasanın mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyelini gösteren önemli bir göstergedir. Düşük bir ev sahipliği oranı, genellikle güçlü bir kiralık konut piyasasına ve yüksek kira talebine işaret eder. Aynı zamanda, ev sahibi olmayan nüfusun yüksek olması (Türkiye'de yaklaşık %41), gelecekte konut satın alabilecek büyük bir potansiyel alıcı kitlesinin varlığını gösterir. Bu verilerin zaman içindeki değişimini izlemek, piyasadaki talep kaymalarını öngörmeye, yatırım fırsatlarını belirlemeye ve bir bölgenin sosyo-ekonomik sağlığını değerlendirmeye yardımcı olur. Veri okuryazarlığı, bu sayede daha stratejik ve bilinçli yatırım kararları almayı sağlar.

İlgili Videolar