
Gayrimenkul piyasalarını anlamak için ev sahipliği oranları kritik bir veridir. Bu yazı, Türkiye (TÜİK) ve dünyadaki (Statista, FRED, Eurostat) oranları takip edebileceğiniz güvenilir kaynakları inceliyor. Türkiye’nin %57,5’lik ev sahipliği oranının potansiyel konut talebini nasıl yansıttığını ortaya koyuyor. Uluslararası verilerle karşılaştırmalar sunarak, veri okuryazarlığının yatırım kararlarındaki önemini vurguluyor ve Türkiye’nin küresel emlak piyasasındaki konumunu analiz ediyor.
“`html
Gayrimenkul piyasalarını doğru değerlendirebilmek, güncel ve güvenilir verilere hakim olmayı gerektirir. Bu analizlerde kullanılan en önemli göstergelerden biri, bir ülkedeki hane halklarının ev sahipliği oranıdır. Bu oran, toplumun ne kadarının kendi evinde, ne kadarının ise kirada veya farklı barınma çözümleriyle yaşadığını gösterir. Bu yazıda, Türkiye ve dünyadaki ev sahipliği oranlarını hangi kaynaklardan takip edebileceğimizi ve bu verilerin ne anlama geldiğini inceleyeceğiz.
Türkiye’deki konut sahipliği ile ilgili en güvenilir veri kaynağı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yıllık olarak yayınlanan “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” bültenidir. Bu bülten, Türkiye’deki hanelerin mülkiyet durumuna göre dağılımını detaylı bir şekilde sunar.
2022 yılında yayınlanan verilere göre (2021 yılını kapsayan) Türkiye’deki konut sahipliği dağılımı şu şekildedir:
Bu veriler, ev sahibi olmayan ve bir gün konut piyasasına potansiyel alıcı olarak katılabilecek kesimin sadece kiracılardan ibaret olmadığını göstermektedir. Kiracılar ile bir yakınının evinde oturanların toplamı, yaklaşık %41’lik bir oran oluşturarak konut talebi potansiyelini ortaya koymaktadır.
Bu verilere TÜİK’in resmi veri portalı üzerinden ulaşmak mümkündür. Portalda “kurumsal olmayan nüfus dağılımı” başlığı altından “mülkiyet durumu” kırıılımını seçerek geçmiş yıllara dönük olarak tüm verileri tablo formatında alabilirsiniz. Bu tablolar, Excel veya CSV formatında indirilerek kişisel analizler için kullanılabilir. Alternatif olarak, bu verilerin düzenlenmiş ve grafiklerle zenginleştirilmiş hallerine CelalErdogdu.com sitesindeki “Türkiye Sayılarla İstatistik Bilgileri” bölümünden de ulaşılabilir.
Türkiye’deki verileri daha anlamlı kılmak için diğer ülkelerle karşılaştırma yapmak önemlidir. Bu, hem küresel trendleri görmemizi hem de Türkiye’nin konumunu daha iyi anlamamızı sağlar.
ABD’deki konut sahipliği oranları için iki temel kaynak öne çıkmaktadır. Statista, 1990’dan günümüze gelen verileri sunarak son otuz yıllık trendi görme imkanı tanır. Daha uzun vadeli bir analiz için ise FRED (Federal Reserve Economic Data) platformu kullanılabilir. FRED, 1960’lı yıllardan itibaren verileri sunar ve ekonomik krizlerin (grafiklerde gri alanlarla gösterilir) konut sahipliği üzerindeki etkilerini net bir şekilde ortaya koyar. Örneğin, 2008 mortgage krizinin ardından ev sahipliği oranlarında yaşanan düşüş bu grafiklerde açıkça görülebilir.
Avrupa ülkelerindeki durumu karşılaştırmak için yine Statista ve Eurostat platformları kullanılabilir. Statista’da yer alan verilere göre, bazı Avrupa ülkelerindeki ev sahipliği oranları şöyledir:
Bu tablo, Türkiye’nin %57,5’lik oranının, genel kanının aksine, Avrupa’daki en yüksek oranlardan biri olmadığını göstermektedir.
Avrupa Birliği’nin resmi istatistik ofisi olan Eurostat, ev sahipliği oranlarının yanı sıra konut türlerine ilişkin ilginç veriler de sunar. Eurostat’a göre AB ortalamasında ev sahipliği oranı %69,9, kiracılık oranı ise %30,1’dir. Ayrıca, AB genelinde yaşayanların %53,7’si müstakil evlerde (villa vb.), %46’sı ise apartman dairelerinde yaşamaktadır.
Eurostat verileri, Hollanda, Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde tekne, karavan veya mobil ev gibi alternatif barınma çözümlerinin de belirli bir orana sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, gelecekte Türkiye’de de “tiny house” veya karavan yaşamının yaygınlaşmasıyla birlikte istatistiklere yansıyabilecek yeni bir konut kategorisinin habercisi olabilir.
Ev sahipliği oranları, bir ülkenin sosyo-ekonomik yapısı ve gayrimenkul piyasasının gelecekteki potansiyeli hakkında önemli ipuçları sunar. Bu verileri düzenli olarak takip etmek, hem bireysel yatırımcılar hem de sektör profesyonelleri için gayrimenkul okuryazarlığını artırmanın temel adımlarından biridir. Paylaşılan kaynakları kullanarak siz de bu verileri analiz edebilir ve piyasa dinamiklerini daha derinlemesine anlayabilirsiniz.
“`



