
Ev sahibi olmak ile kirada oturup yatırım yapma ikilemini, geçmiş 10 yıllık piyasa verilerine dayalı detaylı bir simülasyonla inceliyoruz. Konut kredisi, kira giderleri, döviz ve BES getirilerinin karşılaştırıldığı bu analizde, iki farklı senaryonun finansal sonuçlarını masaya yatırıyoruz. Rakamlar kağıt üzerinde belirli bir tarafı işaret etse de, gayrimenkul yatırımının barınma güvencesi ve risk algısı gibi değişkenlerini de göz önünde bulundurarak okuyucularımıza rehberlik ediyoruz.
Günümüzde birikimi olan pek çok kişinin aklındaki en temel soru şudur: “Ev mi almalıyım, yoksa kirada oturmaya devam edip paramı farklı yatırım araçlarında mı değerlendirmeliyim?” Bu sorunun cevabı, piyasa koşullarına ve gelecek beklentilerine göre değişse de, geçmiş veriler ışığında bir simülasyon yaparak mantıklı bir sonuca varmaya çalışabiliriz.
Bu yazımızda, tıpkı “Zihni Sinir” projeleri gibi detaylı ve farklı değişkenleri içeren bir hesaplama yapacağız. Geleceği net olarak bilmemiz mümkün olmadığı için, 2010-2020 yılları arasında gerçekleşen ekonomik verilerin, önümüzdeki 10 yıllık süreçte de benzer oranlarda gerçekleşeceği varsayımı üzerinden hareket edeceğiz.
Karşılaştırmamızı adil yapabilmek için elimizde belirli bir nakit birikimi olduğunu ve piyasa şartlarının sabit bir örneğini ele alalım. Senaryomuzdaki veriler şöyledir:
Bu veriler ışığında iki farklı kişinin 10 yıl sonundaki finansal durumunu inceleyelim.
Bu kişi, kirada oturmak yerine elindeki birikimi kullanarak ev sahibi olmayı tercih ediyor. 300.000 TL değerindeki evi satın alırken yaptığı harcamalar ve ödeme planı şu şekildedir:
Geriye kalan 200.000 TL için konut kredisi kullanan yatırımcımız, 10 yıl boyunca her ay 2.520 TL kredi taksiti ödüyor. Vade sonunda bankaya ödenen toplam tutar (anapara + faiz) 302.000 TL oluyor.
10 Yıl Sonunda Evin Değeri Ne Oldu?
2010-2020 yılları arasındaki gayrimenkul endeksine baktığımızda, değerlerin 100 endeksinden 261 endeksine çıktığını görüyoruz. Bu orana göre, 300.000 TL’lik gayrimenkulün 10 yıl sonraki değeri 783.000 TL‘ye ulaşmış oluyor.
Yatırımcının Kazancı:
Yatırımcı, evin nihai değerinden (783.000 TL), cebinden çıkan peşinatı ve bankaya ödediği toplam tutarı düştüğünde yaklaşık 357.000 TL‘lik bir kâr elde etmiş oluyor.
Diğer kişi ise ev satın almayıp kirada oturmaya devam ediyor. Ev alan kişinin peşinat ve masraf olarak harcadığı 124.000 TL‘yi ise dövizde (Dolar) değerlendiriyor.
Döviz Yatırımının Getirisi:
Geçmiş 10 yıllık verilere göre dolar endeksinin 100’den 410’a çıktığını baz alırsak; başlangıçtaki 124.000 TL’lik yatırım, 10 yılın sonunda 508.000 TL‘ye ulaşıyor.
Kira Gideri:
Bu kişi 10 yıl (120 ay) boyunca aylık 1.500 TL kira ödemeye devam ediyor. Toplamda cebinden çıkan kira bedeli 180.000 TL oluyor.
Aradaki Farkın Değerlendirilmesi (BES Yatırımı):
Ev alan kişi aylık 2.520 TL kredi ödüyorken, kiradaki kişi 1.500 TL ödüyordu. Aradaki 1.021 TL‘lik farkı bu kişi Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) yatırıyor. Her yıl ödemesini %5 artırarak 10 yıl boyunca birikim yapıyor.
Her iki senaryoyu da 10 yılın sonunda masaya yatırdığımızda ortaya çıkan tablo şöyledir:
Ev Alan Kişinin Durumu:
Gayrimenkul değer artışından elde ettiği nihai kazanç yaklaşık 357.000 TL seviyesindedir.
Kirada Oturan Kişinin Durumu:
Dövizden gelen 508.000 TL ve BES’ten gelen 246.000 TL toplam varlığı oluşturuyor. Buradan ödediği kiraları (180.000 TL) ve BES’e yatırdığı ana parayı (174.000 TL) düştüğümüzde, elinde kalan net getiri yaklaşık 400.000 TL oluyor.
Bu “Zihni Sinir” hesabına ve geçmiş 10 yıllık verilerin projeksiyonuna göre; kirada oturup, eldeki peşinatı dövizde değerlendirmek ve aradaki kredi-kira farkını düzenli bir yatırım aracına (BES gibi) yönlendirmek, kağıt üzerinde yaklaşık 43.000 TL daha karlı görünmektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki bu hesaplama, geçmiş verilerin birebir gelecekte de tekrarlanacağı varsayımına dayanır. Gayrimenkulün sağladığı barınma güvencesi, psikolojik rahatlık ve kira artış oranlarındaki belirsizlikler, finansal hesapların ötesinde kişisel tercihleri de etkilemektedir. Yatırım kararlarınızı verirken kendi risk algınızı ve piyasa beklentilerinizi göz önünde bulundurmanız önemlidir.




