
Mevcut piyasa koşullarında evinizi satıp daha iyisine geçmek, enflasyon ve arz daralması nedeniyle ciddi riskler barındırıyor. Konut fiyat artışının diğer yatırım araçlarını geride bırakması, nakitte bekleme süresince alım gücünüzü düşürebilir. Ayrıca kredi faizlerindeki belirsizlikler ve seçeneklerin azalması, süreci zorlaştıran diğer faktörler. Bu yazıda, konut değişimi yaparken karşılaşabileceğiniz finansal riskleri, zaman baskısını ve dikkat etmeniz gereken kritik noktaları detaylıca ele aldık.
Mevcut piyasa koşullarında ev yenilemek veya mevcut konutu satıp daha iyi bir konuta geçmek (upgrade etmek), her zamankinden daha karmaşık ve riskli bir süreç haline gelmiştir. Özellikle enflasyonist ortamda, evinizi sattığınız gün elinize geçen nakit para, yeni bir mülk alana kadar geçen sürede değer kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Bu süreçte doğru planlama yapmak, finansal sağlığınızı korumak adına kritik önem taşır.
Piyasadaki son veriler incelendiğinde, konut fiyatlarındaki artış hızı ile diğer yatırım araçlarının getirisi arasında ciddi bir makas olduğu görülmektedir. Örneğin, bir aylık periyotta konut fiyatlarında %13,5 oranında bir artış gözlemlenirken, paranızı beklettiğiniz diğer alanlardaki getiriler bu oranın çok altında kalabilmektedir:
Bu tablo, konut fiyatları ile paranızı bir ay boyunca bir enstrümanda tutmanın getirisi arasında yaklaşık %12’lik bir fark olduğunu göstermektedir. Bu durum, konutunu satıp yeni bir konut almak isteyenler için ciddi bir satın alma gücü kaybı anlamına gelir.
Basit bir örnekle açıklamak gerekirse; 1 milyon TL değerindeki konutunu satan bir kişi, parasını mevduatta değerlendirdiğinde bir ay sonunda parası 1 milyon 16 bin TL’ye ulaşabilir. Ancak aynı sürede, almayı hedeflediği 1 milyon TL’lik konutun fiyatı 1 milyon 135 bin TL’ye çıkmaktadır. Aradaki bu fark, kişinin cebinden ödemesi gereken ekstra bir maliyete dönüşür.
Finansal risklerin yanı sıra, gayrimenkul piyasasındaki arz ve talep dengesi de operasyonel süreci zorlaştırmaktadır. Online platform verilerine göre, satılık konut arzında geçen yıla oranla yaklaşık %12’lik bir daralma söz konusudur. Seçeneklerin azalması, aradığınız kriterlere uygun evi bulma sürenizi uzatabilir.
Buna karşılık, ilanların kapanma süresi (satış hızı) ciddi oranda artmıştır. Geçen yıl ortalama 71 günde satılan bir konut, günümüzde ortalama 38 günde satılabilmektedir. Bu durum iki temel sorunu beraberinde getirir:
Eğer alım yapmayı düşündüğünüz bölgede yeterli stok yoksa, ev arama süreciniz uzayacak ve yukarıda bahsettiğimiz “paranın erimesi” riskiyle daha uzun süre karşı karşıya kalacaksınız.
Ev değiştirme sürecinde yapılan en büyük hatalardan biri de kredi ve bütçe planlamasının statik yapılmasıdır. Evinizi satıp, üzerine kredi çekerek daha pahalı bir eve geçmeyi planlıyorsanız (örneğin 1 milyon TL’lik evi satıp, 500 bin TL kredi ile 1.5 milyon TL’lik ev almak), şu senaryolarla karşılaşabilirsiniz:
Bu değişkenler birleştiğinde, başlangıçta 12.000 TL olarak hesapladığınız aylık kredi taksiti, artan konut fiyatı ve yüksek faiz oranlarıyla birlikte 19.000 TL seviyelerine çıkabilir. Bu, %50’den fazla bir maliyet sapması demektir ve bütçenizi sürdürülemez bir noktaya getirebilir.
Gayrimenkul piyasasında “upgrade” (daha iyi bir konuta geçiş) işlemi, sadece evi satıp yenisini almak kadar basit bir matematik değildir. Değerlendirmeniz gereken temel riskler şunlardır:
Eğer bu değişkenleri yönetebilecek bir B planınız yoksa veya bütçeniz olası maliyet artışlarını (daha yüksek kredi taksiti, daha yüksek peşinat farkı) kaldıramayacak durumdaysa, mevcut konutunuzu korumak ve değişimi ertelemek şu an için en güvenli liman olabilir. Bu hesabı çok titizlikle yapmalı ve tüm seçenekleri masaya yatırmalısınız.




