
Emlak vergisi, tapu harcı ve değerli konut vergisini doğrudan etkileyen arsa rayiç değerlerindeki fahiş artış iddiaları gündemde. 4 yılda bir komisyonlarca belirlenen bu değerler, 2026-2029 dönemi için güncelleniyor. Hukuki olarak, fahiş bulunan değerlere 31 Aralık 2025’e kadar Vergi Mahkemesi’nde dava açılabilir. Uzmanlar, artışlara yasal bir üst sınır getirilmesini veya vatandaşın kendi mülk değerini beyan edeceği adil bir modele geçilmesini öneriyor. Arsa değerindeki 10 katlık bir artışın, vergiyi 10 kat artırmadığı, etkinin daha sınırlı olduğu unutulmamalıdır.
Son dönemde gayrimenkul sahiplerinin gündemini meşgul eden en önemli konulardan biri, emlak vergisine esas olan arsa rayiç değerlerindeki fahiş artış iddialarıdır. Bu değerler, sadece yıllık emlak vergimizi değil, aynı zamanda tapu alım satım harçlarını ve değerli konut vergisini de doğrudan etkilemektedir. Peki, bu değerler nasıl belirleniyor, mevcut artışların arkasında ne yatıyor ve mülk sahipleri olarak haklarımız neler? Bu yazıda, konuyu tüm yönleriyle ele alarak uzman görüşleri ışığında bir yol haritası sunuyoruz.
Emlak vergisine konu olan değer, bir gayrimenkulün arsa ve bina değerlerinin toplamından oluşur. Süreç şu şekilde işler:
Mevcut sistemde rayiç değerler 4 yılda bir belirlenir ve ara yıllarda yıllık yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılır. Bugün konuştuğumuz yüksek artışlar, 2025 sonunda belirlenip 2026’dan itibaren 4 yıl boyunca geçerli olacak yeni değerlerdir.
Arsa rayiç değerindeki 10 katlık bir artışın, ödenecek emlak vergisini de 10 kat artıracağı yönünde yaygın bir yanılgı bulunmaktadır. Oysa emlak vergisi değeri, arsa ve bina maliyetinin toplamından oluşur. Bina maliyeti bu artıştan doğrudan etkilenmediği için toplam vergi artışı, arsa değerindeki artış oranının altında kalacaktır.
Örneğin, arsa değeri 150.000 TL, yapı değeri 640.000 TL olan bir konutun toplam değeri 790.000 TL’dir ve vergisi yaklaşık 1.600 TL olur. Arsa değerinin 10 kat artarak 1.500.000 TL’ye çıktığı senaryoda ise yapı değeri sabit kalır ve toplam değer 2.140.000 TL’ye yükselir. Bu durumda vergi yaklaşık 4.300 TL olur. Görüldüğü gibi arsa değerindeki 10 katlık artış, vergiyi yaklaşık 2.7 kat artırmıştır.
Bu artışların arkasındaki temel motivasyon, tapu işlemlerinde beyan edilen değerleri piyasa gerçekliğine yaklaştırarak devletin vergi gelirlerini artırmaktır. Ancak bu durum, Değerli Konut Vergisi gibi diğer yükümlülükleri de tetikleme potansiyeli taşımaktadır.
Yüksek belirlenen rayiç değerlere karşı hukuki yollar açıktır. Avukat Murat Tezcan, sürecin temel dinamiklerini şöyle özetliyor:
İstanbul Emlak Brokerları Kulübü (İSEB) Başkanı Ulvi Özcan, mevcut sistemin piyasa gerçeklerinden kopuk olduğunu ve adaletsizlik yarattığını vurguluyor. Özcan’a göre, aynı cadde üzerindeki bir yalının deniz gören cephesiyle arka cephesi arasında 10 kata varan değer farkları varken, tek bir rayiç değer belirlemek hakkaniyetli değildir.
Özcan’ın ve İSEB’in çözüm önerisi ise “beyan” sistemine dayanıyor:
Bu modelin, Fransa’daki “ön alım hakkı” gibi uluslararası örnekleri de bulunmaktadır ve hem devletin vergi kaybını önlemeyi hem de mülk sahipleri için adil bir sistem kurmayı hedeflemektedir.



