
Akaryakıt istasyonu yatırımları, elektrikli araçların (EV) yükselişiyle önemli bir dönüşümün eşiğinde. EV pazarının Türkiye’de kademeli olarak büyümesi beklenirken, istasyonlar için yeni iş modelleri doğuyor. Geleceğe uyum sağlamak amacıyla şarj ünitesi kurulumları hız kazanıyor ve bu süreç, belediye onayı gibi yasal prosedürler gerektiriyor. Yatırımcıların bu yeni döneme adapte olması, teknolojik ve yasal gelişmeleri yakından takip etmesi kritik önem taşıyor. Bu dönüşüm, bir tehditten çok yeni bir fırsat sunuyor.
Gayrimenkul sektörünün önemli yatırım alanlarından biri olan akaryakıt istasyonları, teknolojik ve çevresel değişimlerle yeni bir döneme giriyor. Bu değişimin merkezinde ise giderek yaygınlaşan elektrikli araçlar bulunuyor. Akaryakıt istasyonu yatırımı yaparken veya mevcut bir portföyü yönetirken, elektrikli araçların sektöre etkilerini anlamak ve gelecek projeksiyonlarını doğru okumak büyük önem taşıyor.
Elektrikli araçlar, sanılanın aksine yeni bir teknoloji değildir. İlk örnekleri 1835’li yıllarda elektrikli lokomotiflerle ortaya çıkmış, ilerleyen dönemlerde otomobillerde de kullanılmıştır. Hatta 1900 yılında Amerika’da üretilen araçların %28’i elektrikli motorlara sahipti. Ancak benzinli motorların geliştirilmesi ve daha düşük maliyetli hale gelmesiyle birlikte pazar, fosil yakıtlı araçlara yönelmiştir.
Günümüzde çevre bilinci, sessiz ve konforlu sürüş deneyimi gibi faktörler sayesinde elektrikli araçlara olan ilgi yeniden artmaktadır. Türkiye’de pazar henüz gelişim aşamasında olsa da büyüme potansiyeli taşımaktadır. Şu anki kullanıcı profili genellikle evinde veya iş yerinde şarj imkanı olan ve ikinci bir araca sahip kişilerdir.
Yapılan tahminlere göre, 2035 yılında Türkiye’deki toplam araç parkının yaklaşık %15’inin elektrikli otomobillerden oluşacağı öngörülmektedir. Bu oran, pazarın kademeli ancak istikrarlı bir şekilde büyüyeceğini göstermektedir.
Elektrikli araçların yaygınlaşması, doğal olarak akaryakıt istasyonlarının iş modelini ve geleceğini doğrudan etkilemektedir. Sektördeki bu dönüşümün ana hatları şunlardır:
Bir akaryakıt istasyonuna elektrikli şarj ünitesi eklemek, belirli yasal izin ve prosedürleri gerektirmektedir. Yatırımcıların bu süreçte dikkat etmesi gereken en önemli adım, belediyeden alınacak onaydır. Kurulacak şarj ünitesinin, istasyonun vaziyet planı üzerinde gösterilmesi ve bu planın ilgili belediye tarafından yeniden onaylanması zorunludur.
Sonuç olarak, elektrikli araçların yaygınlaşması akaryakıt istasyonları için bir tehditten çok, yeni bir iş modeline evrilme fırsatı sunmaktadır. Bu dönüşümün kademeli olacağı ve yatırımcıların pazar dinamiklerini, teknolojik gelişmeleri ve yasal prosedürleri yakından takip ederek stratejilerini belirlemesi gerektiği açıktır.



