
Konut kredisi süreçlerinde ‘eksper düşük değer verdi’ algısının ardındaki gerçekleri ve değerleme raporlarının mantığını bu yazımızda inceliyoruz. Kredi onay yetkisinin uzmanlarda değil bankalarda olduğu, değer farklarının ise genellikle ‘Yasal Durum’ ve ‘Mevcut Durum’ arasındaki uyumsuzluktan kaynaklandığı anlatılıyor. Bankaların krediyi, projesine uygun yasal metrekare üzerinden kullandırdığı gerçeği, proje dışı büyümelerin neden finansmana dahil edilmediğini açıklıyor. Gayrimenkul değerleme sürecini ve kredi onay mekanizmasını doğru anlamak için rehber niteliğinde bir içerik.
Konut kredisi süreçlerinde en sık karşılaşılan serzenişlerin başında “Eksper geldi, düşük değer verdi” ya da “Eksper yüzünden kredi onaylanmadı” gibi ifadeler gelmektedir. Peki, bu durumun aslı nedir? Gayrimenkul değerleme süreçleri gerçekten bu şekilde mi işler? Bu yazımızda, değerleme raporlarının mantığını, uzmanların rolünü ve değer farklılıklarının temel nedenlerini inceleyeceğiz.
Sektörde dolaşan yanlış bilgilerden biri, krediyi gayrimenkul değerleme uzmanının (halk arasındaki tabiriyle eksperin) onaylamadığı yönündedir. Öncelikle bu kavram kargaşasını düzeltmek gerekir. Gayrimenkul değerleme uzmanları kredi onayı yapmaz; gayrimenkulün değerini tespit eden teknik bir rapor hazırlar.
Kredi onay yetkisi tamamen bankalara aittir. Değerleme uzmanı, gayrimenkulü inceler, yasal ve mevcut durumunu raporlar. Banka ise bu rapora dayanarak kişinin kredibilitesini ve gayrimenkulün teminat niteliğini değerlendirir. Eğer gayrimenkul, bankanın teminat alabileceği kriterlere veya yasal çerçeveye uymuyorsa kredi onaylanmaz. Dolayısıyla onaylama veya reddetme işlemi uzmanın değil, bankanın inisiyatifindedir.
Gayrimenkul değerlemesi, subjektif yargılardan uzak, objektif kriterlere dayanan bir süreçtir. Ancak gayrimenkul piyasasına bakış açısı, ekonomik gidişatın yorumlanması gibi nedenlerle uzmanlar arasında %5 ila %10 bandında küçük değer farklılıkları oluşabilir.
Özellikle bir site içerisindeki standart dairelerde bu farklar çok düşükken, daha ücra veya emsali az bulunan lokasyonlarda makas biraz açılabilir. Ancak raporlar arasında uçurum niteliğinde (örneğin yarı yarıya) farklar oluşması, mesleki açıdan bir hata olarak kabul edilir ve beklenen bir durum değildir.
Tüketicilerin “Eksper evi düşük fiyatladı” demesinin altındaki en temel teknik neden, Yasal Durum Değeri ile Mevcut Durum Değeri arasındaki farktır.
Gayrimenkulün tapudaki projesinde belirtilen, belediyede kayıtlı resmi sınırları içerisinde kalan ve hiçbir değişikliğe uğramamış hali için verilen değerdir. Yani, projesindeki yasal metrekare ne ise, değerleme bu alan üzerinden yapılır.
Gayrimenkulün yerinde görülen, fiziksel olarak kullanılan halidir. Mevcut durumda genellikle yasal projenin dışına çıkılarak yapılan büyümeler söz konusu olabilir. Bunlar şunları içerebilir:
Mevcut durum değeri, bu büyümeler de hesaba katılarak verilen piyasa değeridir.
Konut kredisi süreçlerinde en kritik nokta şudur: Bankalar, konut kredisini “Mevcut Durum Değeri” üzerinden değil, “Yasal Durum Değeri” üzerinden kullandırır.
Örneğin; dubleks bir daire satın almak istediğinizi ve evi gezerken 100 metrekare olarak görüp beğendiğinizi varsayalım. Ancak ekspertiz raporunda yasal alanın 70 metrekare olduğu tespit edilebilir. Geriye kalan 30 metrekarelik alan (terasın kapatılması, çatı arasının büyütülmesi vb.) yasal projesinde yoksa, eksper bu alanları “Mevcut Durum” değerine ekler ancak “Yasal Değer”den çıkarır.
Sonuç olarak, siz evi 100 metrekarelik kullanım alanına göre fiyatlasanız da, banka teminatını 70 metrekarelik yasal alan üzerinden hesaplar. Bu durum, değerleme raporundaki rakamın sizin satın alma rakamınızdan düşük görünmesine neden olur. Bu bir hata değil, yasal mevzuat gereği yapılan bir uygulamadır.




