Gayrimenkul Okulu

Gayrimenkul Okulu

Bu Yıl Konut Yatırımı Yapılır mı? -Özet

Gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olun!

İçeriği Paylaşın

Konut Yatırımı İçin Doğru Zaman Mı? Güncel Piyasa Değerlendirmesi

Gayrimenkul piyasası, yatırımcıların ve ev sahibi olmak isteyenlerin her zaman yakından takip ettiği dinamik bir alandır. Özellikle mevcut ekonomik koşullar altında, “Konut almak için doğru zaman mı?” sorusu sıkça gündeme gelmektedir. Bu yazıda, konut yatırımının güncel durumunu, oturmak için ev almanın ve yatırım amaçlı alımın farklarını ve piyasanın geleceğine dair öngörüleri ele alacağız.

Oturmak İçin Konut Almak ve Yatırım Amaçlı Konut Almak

Konut alım kararını verirken öncelikle amacın ne olduğu belirlenmelidir. Eğer amaç barınma ihtiyacını karşılamak ve kiradan kurtulmak ise, içinde bulunulan dönem her zaman doğru bir zaman olarak değerlendirilebilir. Özellikle günümüzdeki kiracı ve ev sahibi arasındaki anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, kendi evine sahip olmak önemli bir güvence sağlamaktadır.

Ancak amaç yatırım ise, mevcut piyasa koşulları farklı bir tablo çizmektedir. Yüksek mevduat faiz oranları, konut yatırımının getirisini sorgulatmaktadır. Bugün %56 seviyelerine ulaşan faiz oranları, kira ile elde edilecek gelirin çok daha üzerinde bir kazanç sunmaktadır. Bu nedenle, rakamlar yatırım amaçlı konut alımının şu an için cazip olmadığını göstermektedir.

Yatırım Amaçlı Konut Alımını Zorlaştıran Faktörler

Konut piyasasını yatırım açısından cazip olmaktan çıkaran birkaç önemli etken bulunmaktadır. Bu faktörler, yatırımcıların “bekle-gör” politikası izlemesine neden olmaktadır.

  • Yüksek Faiz Oranları: Mevduat faizlerinin kira getirisinden daha yüksek olması, yatırımcıları alternatif finansal araçlara yönlendirmektedir.
  • Kira Artış Sınırı Belirsizliği: Konut kiralarındaki %25’lik artış sınırının geleceği konusundaki belirsizlik, özellikle evini kiraya vermek isteyen yatırımcılar için bir endişe kaynağıdır.
  • Kredi Koşulları: Geçmişte konut değerinin %75’ine kadar kredi kullanılabilirken, bugün bu oranın %20-25’lere düşmesi ve kredi faizlerinin yüksek olması, konuta erişimi ciddi anlamda zorlaştırmaktadır.
  • Yasal Süreçler: Kiracı ve ev sahibi arasındaki anlaşmazlıklarda mahkeme süreçlerinin uzun sürmesi, mülk sahipleri için bir diğer caydırıcı unsurdur.

Konut Fiyatlarında Reel Gerileme Ne Anlama Geliyor?

Son dönemde konut fiyatlarında reel bir gerileme yaşandığı görülmektedir. Ancak bu, konut fiyatlarının nominal olarak düştüğü anlamına gelmemektedir. Fiyatlar, artan maliyetler nedeniyle TL bazında yükselmeye devam etmektedir. Reel gerileme, konut fiyatlarındaki artış hızının enflasyon, döviz ve altın gibi diğer yatırım araçlarının gerisinde kalmasıdır. İnsanların alım gücündeki artış bu hıza yetişemediği için piyasada bir “fırsat alımı” ortamı oluşmamaktadır.

Evini Değiştirmek İsteyenler Ne Yapmalı?

Mevcut evini satıp yeni bir ev almak isteyenler için piyasa oldukça zorlayıcı bir hal almıştır. Konut satış sürelerinin ortalama 90 güne kadar uzaması, bu süreci karmaşıklaştırmaktadır. Piyasalar yükselirken hem satılacak hem de alınacak mülkün değeri artmakta, piyasalar düşerken ise her ikisinin de değeri düşmektedir.

Bu dönemde dövizde büyük bir artış beklentisi olmadığı için, evi satıp parayı dövizde bekletmek bir kaldıraç etkisi yaratmayabilir. Bu nedenle tavsiye, eğer beğenilen bir mülk bulunduysa ve mevcut mülk de satılabiliyorsa, pozisyonu kapatarak alım-satım işlemini tamamlamaktır. Bu, belirsizlik ortamında en mantıklı ve huzur verici strateji olabilir.

Kişisel Bir Bakış Açısı: Kiracı Olmak mı, Ev Sahibi Olmak mı?

Tüm bu ekonomik verilerin ötesinde, kişisel bir tercih anı geldiğinde ne yapılmalıdır? Eğer oturulacak bir ev yoksa ve yeterli birikim mevcutsa, ev sahibi olmak mantıklı bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Kiracı ve ev sahibi arasındaki gerilimin her iki taraf için de yıpratıcı olduğu günümüz koşullarında, bu çekişmenin dışında kalmak için mülk sahibi olmak tercih edilebilir. Kiracı, astronomik kira artışlarıyla başa çıkmaya çalışırken; ev sahibi de mülkünün getirisinin enflasyon ve faiz karşısında erimesini istememektedir. Bu durumda, oturma amacıyla ev almak, finansal bir yatırımdan çok, bir yaşam kalitesi yatırımı olarak değerlendirilmelidir.

İçeriği Paylaşın
Piyasa Raporları

Mevcut piyasa koşulları, konut alım amacına göre farklı değerlendirilmelidir. Eğer amaç, barınma ihtiyacını karşılamak ve kiradan kurtulmaksa, içinde bulunulan dönem her zaman doğru bir zaman olabilir. Kendi evine sahip olmak, özellikle günümüzdeki kiracı-ev sahibi anlaşmazlıkları düşünüldüğünde önemli bir güvence sağlar. Ancak amaç yatırım ise, durum farklıdır. %56 seviyelerine ulaşan yüksek mevduat faiz oranları, kira getirisinin çok üzerinde bir kazanç sunmaktadır. Bu nedenle, rakamlar yatırım amaçlı konut alımının şu an için cazip olmadığını göstermektedir. Yatırımcılar için alternatif finansal araçlar daha kârlı bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Karar, kişisel önceliklere ve finansal hedeflere bağlıdır.

Yatırım amaçlı konut alımını şu anda cazip olmaktan çıkaran birkaç önemli faktör bulunmaktadır. Yüksek mevduat faiz oranları, yatırımcıları kira getirisinden daha kazançlı olan finansal araçlara yönlendirmektedir. Konut kiralarındaki %25’lik artış sınırının geleceğine dair belirsizlik, mülk sahipleri için bir risk oluşturmaktadır. Ayrıca, kredi koşulları oldukça zorlaşmıştır; bankaların konut değerinin sadece %20-25’ine kadar kredi vermesi ve yüksek faiz oranları, konuta erişimi ciddi anlamda kısıtlamaktadır. Kiracı ve ev sahibi arasındaki anlaşmazlıklarda mahkeme süreçlerinin uzun sürmesi de mülk sahipleri için bir diğer caydırıcı unsurdur. Bu etkenler, yatırımcıların bekle-gör politikası izlemesine neden olmaktadır.

Konut fiyatlarındaki reel gerileme, fiyatların nominal olarak düştüğü anlamına gelmez. Fiyatlar, artan maliyetler nedeniyle TL bazında yükselmeye devam etmektedir. Reel gerileme, konut fiyatlarındaki artış hızının enflasyon, döviz ve altın gibi diğer yatırım araçlarının getirisinin gerisinde kalmasıdır. Başka bir deyişle, konutun değeri diğer varlıklara kıyasla daha yavaş artmaktadır. Bu durum, insanların alım gücündeki artışın konut fiyatlarındaki artış hızına yetişememesi nedeniyle piyasada bir "fırsat alımı" ortamı yaratmamaktadır. Fiyatlar artsa da mülkün yatırım değeri, alternatiflerine göre reel anlamda zayıflamaktadır ve bu da yatırımcılar için cazibesini azaltmaktadır.

Mevcut evini satıp yeni bir ev almak isteyenler için piyasa oldukça zorlayıcıdır, çünkü konut satış süreleri ortalama 90 güne kadar uzamıştır. Bu dönemde, evi satıp parayı dövizde bekletmek, dövizde büyük bir artış beklentisi olmadığı için bir kaldıraç etkisi yaratmayabilir. En mantıklı strateji, eğer beğenilen yeni bir mülk bulunduysa ve mevcut mülk de satılabiliyorsa, pozisyonu kapatarak alım-satım işlemini eş zamanlı tamamlamaktır. Piyasanın belirsizliği göz önüne alındığında, alım ve satım arasındaki süreyi uzatmak yerine işlemi tek seferde bitirmek, en güvenli ve huzurlu seçenek olarak öne çıkmaktadır.

İlgili Videolar