
Almanya’nın güçlü ekonomisi ve mevcut piyasa koşulları, Türk yatırımcılar için cazip gayrimenkul fırsatları sunuyor. Son dönemde faiz artışlarıyla %20 gerileyen konut fiyatları, alım için uygun bir zemin hazırlamıştır. Dip seviyede olan piyasanın döngüsel yapısı, önümüzdeki yıllarda Euro bazında %50-60’lık değer artışı potansiyeli vaat ediyor. Sürekli göç ve konut arzı açığı ise kira gelirlerini destekliyor. Yatırımcıların finansman için düzenli gelir kanıtlaması ve vergi yükümlülüklerini yerine getirmesi kritik önem taşıyor.
Türkiye’deki gayrimenkul piyasasının son yıllardaki durumu, yatırımcıları yurt dışındaki alternatif pazarları araştırmaya yönlendiriyor. Bu pazarlardan biri olan Almanya, regüle yapısı ve sunduğu potansiyel ile dikkat çekiyor. Bu yazıda, hem ticari hem de konut özelinde Almanya’da gayrimenkul yatırımının nasıl yapılacağını, mevcut fırsatları ve yatırımcıların nelere dikkat etmesi gerektiğini ele alacağız.
IMF verilerine göre Almanya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi konumundadır. Bu güçlü ekonomik yapı, gayrimenkul piyasası için de sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Ancak Alman halkının yatırım alışkanlıkları ve yaşam tarzı, Türkiye’deki yatırımcı profilinden önemli farklılıklar gösterir.
Almanlar, genel olarak tutumlu bir toplum olarak bilinir ve harcama önceliklerini kültür, seyahat ve kişisel gelişim gibi alanlara yönlendirirler. Bu durum, konut sahipliği oranlarına da yansımaktadır. Almanya, Avrupa’daki en düşük konut sahipliği oranlarından birine sahiptir. Bireysel olarak gayrimenkul yatırımına olan ilgi sınırlıdır ve sosyal konutlara erişim geçmişte oldukça kolaydı. Bu sosyo-ekonomik yapı, dışarıdan gelen yatırımcılar için farklı dinamikler ve fırsatlar barındırmaktadır.
Pandemi ve takip eden süreçte yaşanan küresel ekonomik gelişmeler, Almanya gayrimenkul piyasasını da etkiledi. Özellikle faiz oranlarındaki artış, son 2-3 yıl içinde gayrimenkul fiyatlarında yaklaşık %20’lik bir gerilemeye neden oldu. Alman yatırımcılar için yıllık %4-5 seviyelerindeki konut kredisi faizleri “yüksek” olarak algılanırken, bu durum yurt dışından gelen yatırımcılar için bir fırsat penceresi yarattı.
Fiyatlardaki bu gerileme ve yerel alıcıların bekleme eğilimi, daha önce erişilmesi zor olan emlak portföylerinin piyasaya çıkmasını sağladı. Bankaların da etkisiyle mülk sahipleri satışa yönelince, pazardaki arz çeşitliliği arttı. Bu koşullar, piyasaya doğru zamanda girmek isteyen yatırımcılar için cazip bir ortam oluşturmaktadır.
Almanya gayrimenkul piyasası, yaklaşık 6-7 yıllık periyotlarla zirve ve dip noktaları yaşayan döngüsel bir yapıya sahiptir. Geçmiş veriler incelendiğinde bu döngüler net bir şekilde görülmektedir:
Mevcut veriler, piyasanın şu anda bir dip noktasında olduğunu göstermektedir. Bu döngüsel yapı göz önüne alındığında, bir sonraki zirvenin 2027-2028 yıllarında yaşanması beklenmektedir. Bu, bugünden yatırım yapan birinin, sadece değer artışından Euro bazında %50-%60 civarında bir kazanç elde etme potansiyeline sahip olabileceği anlamına gelir. Bu kazanca kira geliri de eklendiğinde, yıllık getiri oranının Euro bazında %15 ila %20 arasında olabileceği öngörülmektedir.
Almanya’da satış fiyatları gerilerken, kira değerleri artış eğilimini sürdürmektedir. Bu durumun arkasında yatan temel nedenler şunlardır:
Almanya’da yatırım yapılabilir bir daire için başlangıç bütçesi, büyük şehirlerde genellikle 250.000 – 300.000 Euro seviyelerinden başlamaktadır. Kira-fiyat dengesinin en verimli olduğu aralık ise 600.000 – 700.000 Euro’ya kadar çıkabilmektedir.
Türkiye’de yaşayan yatırımcıların Almanya’dan konut kredisi kullanması mümkündür. Ancak finansman kuruluşlarının en çok dikkat ettiği konu, servet beyanından ziyade düzenli ve kanıtlanabilir bir gelir akışıdır. Kredi başvurusu yapacak yatırımcıların, maaş bordrosu veya vergi beyannamesi gibi resmi belgelerle düzenli nakit akışını kanıtlaması gerekmektedir. Özellikle profesyonel çalışanlar ve gelirini belgeleyebilen meslek sahipleri için süreç daha kolay işlemektedir.
Almanya’da gayrimenkul yatırımı yapmanın en önemli koşullarından biri, vergi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmektir. Elde edilen kira gelirinin vergisini doğrudan Almanya’da ödemek için vergi mükellefi olmak zorunludur. Benzer şekilde, mülk satıldığında oluşacak sermaye kazancı da vergiye tabidir.
Yatırımcıların, gelişmiş ekonomilerde para kazanmanın vergi ödemeyi de içerdiği gerçeğini baştan kabul etmesi gerekir. Vergi yükümlülükleri, bir şirket kurarak veya profesyonel danışmanlık alarak daha verimli bir şekilde yönetilebilir. Bu durum, düzenli ve yasal bir gelir elde etmenin doğal bir parçasıdır.



