
Türkiye’de akaryakıt istasyonları, ticari gayrimenkul pazarının yaklaşık binde ikisini oluşturan nadir bir yatırım aracıdır. Değerlemede en kritik faktör ‘litre çarpanı’ denilen satış hacmi olup, lokasyon ve ek tesisler de değeri etkiler. Sektör, büyük şirketlerin satın almalarıyla konsolidasyon sürecindedir. Yeni bir istasyon kurmak, arsa imarı ve yüksek inşaat maliyetleri gerektirir. Dağıtım şirketlerinin markaları için ödediği ‘kira şerhi’ bedelleri ise EPDK düzenlemeleri ve ekonomik koşullara bağlıdır.
Gayrimenkul yatırım dünyasının niş ancak önemli bir alanı olan akaryakıt istasyonu piyasası, kendine özgü dinamikleri ve değerleme kriterleri ile dikkat çekiyor. Sektörün 30 yıllık uzmanlarından Atilla Bey’in görüşleriyle, Türkiye’deki akaryakıt istasyonu yatırımının mevcut durumunu, değerini etkileyen faktörleri ve kurulum maliyetlerini ele alıyoruz.
Türkiye’deki ticari gayrimenkul piyasası incelendiğinde, akaryakıt istasyonlarının ne kadar özel bir yatırım aracı olduğu ortaya çıkıyor. Güncel verilere göre Türkiye genelinde satılık olan yaklaşık 118.000 iş yerinin yalnızca 270 adedi akaryakıt istasyonudur. Bu oran, toplam pazarın yaklaşık binde ikisine tekabül etmektedir. Bu 270 ilanın 55 tanesi doğrudan mülk sahibi tarafından, 210 tanesi ise emlak profesyonelleri aracılığıyla satılmaktadır.
Yapılan güncel araştırmalara göre, büyükşehirlerde yer alan bir akaryakıt istasyonunun ortanca satış fiyatı 170 milyon TL civarındadır. Ancak bir istasyonun asıl değerini belirleyen temel unsurlar bulunmaktadır.
Bir akaryakıt istasyonunun değerlemesindeki en kritik faktör, gerçekleştirdiği litre bazında satış hacmidir. Uluslararası geçerliliği olan ve patentli araştırmalara da konu olan “litre çarpanı”, istasyonun değerini belirlemede birincil ölçüttür. İstasyonun ne kadar yakıt sattığı, lokasyonun potansiyelini ve işletmenin gelir kapasitesini doğrudan yansıtır.
Akaryakıt piyasası, son dönemde önemli bir birleşme ve satın alma haberine tanıklık etti. Türkiye’deki bir petrol şirketinin, BP’nin akaryakıt istasyonu işletmelerini ve bayilerini satın alması, sektördeki konsolidasyon eğilimini göstermektedir. Artan akaryakıt fiyatları sermaye yükünü artırırken, kârlılığın bir miktar azalması, büyük oyuncuların pazardaki payını güçlendirmesine zemin hazırlamaktadır. Bu tür birleşme ve satın almaların önümüzdeki dönemde de devam etmesi beklenmektedir.
Sıfırdan bir akaryakıt istasyonu kurmak, arsa temininden sonra karmaşık ve maliyetli bir süreçtir.
Sektörde “intifa bedeli” veya “bayrak değeri” olarak bilinen, günümüzde ise daha çok “kira şerhi” olarak adlandırılan bedeller, bir istasyonun belirli bir dağıtım şirketi markası altında faaliyet göstermesi için aldığı ödemedir.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) düzenlemeleriyle bu anlaşmaların süresi 10 yıldan 5 yıla indirilmiştir. Bu değişiklik, intifa bedellerinin eski gücünü bir miktar kaybetmesine neden olmuştur. Ancak bu kuralın bir istisnası bulunmaktadır: Eğer bir dağıtım şirketi, sıfırdan inşa edilecek bir istasyona yatırım yaparsa, anlaşma süresi 10 yıla kadar uzatılabilmektedir.
Büyüme stratejisi izleyen dağıtım şirketleri, özellikle şehir ve ilçe merkezlerindeki stratejik lokasyonlarda yer almak için daha yüksek kira şerhi bedelleri ödeyebilmektedir. Döviz kuru, faiz oranları ve yatırım maliyetlerindeki artış gibi ekonomik faktörler, bu bedeller üzerinde doğrudan etkilidir.



